KamuMeb

Yeni Bir Yükseköğretim Kanununa İhtiyaç Vardır

AKADEMİK PERSONEL

Eğitim-Bir-Sen Üniversite Şube yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen Yükseköğretim Çalıştayı’nın açılışında konuşan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın; Yükseköğretimde yaşanan sorunlara değindi.

Yükseköğretim kurumlarının yönetiminde yetkilerin tek bir makamda toplanmasını önleyecek, her türden yetkinin keyfî kullanımının önüne geçecek mekanizmaları tesis edecek, akademik yükseltme sistemini evrensel kabul gören objektif, nesnel ve ölçülebilir kıstaslara bağlayacak, araştırmacı ve öğretim üyesi yetiştirme sisteminin ana hatlarını yükseköğretim politikaları doğrultusunda düzenleyecek, yükseköğretim çalışanlarının karar mekanizmalarında yer almasını sağlayacak nitelikte yeni bir yükseköğretim kanununun hayata geçirilmesi gerektiğini söyleyen Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, hem bölünen üniversitelerin hem de 2006 ve sonrasında kurulan üniversitelerin yatırım harcamalarının, ihtiyaçları da dikkate alınarak, artırılmasını istedi ve “Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcamalar, OECD ülkeleri ortalamasına göre düşüktür. Söz konusu harcamaların OECD ülkeleri ortalamasına çıkarılması için, Türkiye’nin mevcut yüz yüze öğrenci sayısı temel alındığında kamunun 2019 yılı fiyatlarıyla yükseköğretim harcamasını 35,41 milyar TL’den en az 60 milyar TL’ye çıkarması gerekmektedir” dedi.

Yükseköğretimde birlikte yönetim ilkesinin benimsenmesi, akademik özgürlüklerin genişletilmesi, araştırma altyapısının güçlendirilmesi, uluslararası öğrenci ve araştırmacılar için cazip finansal şartların oluşturulması gerektiğini kaydeden; akademik teşvik yönetmeliğinin yeniden ele alınması, her türlü akademik çalışmanın, üniversitede gerçekleştirilen her türlü faaliyet ile bunlara yardımcı faaliyetlerin de teşvike esas puanlamaya dâhil edilmesi çağrısında bulunan Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “2547 sayılı Kanun’un 13/b-4 maddesinin keyfî, sınırsız, ölçüsüz ve amacı dışında kullanımının önüne geçilmelidir. Akademik personel için getirilen norm kadro uygulaması yeniden masaya yatırılmalı; ülkemizin öğretim elemanı açığı gözetilerek istihdamı kısıtlayan değil, istihdam artışı sağlayan bir bakış açısıyla ele alınmalıdır. Akademik personelin daha fazla bilimsel çalışma yürütebilmesi için ücretlerinde artış yapılmalı, girmek zorunda oldukları ders yükü ve ders saati azaltılmalıdır. Geliştirme ödeneğinde akademik ve idari personel ayrımı yapılmamalı, idari kadrolarda çalışanlara da geliştirme ödeneği verilmelidir. Döner sermaye ödemelerinden üniversite idari personelinin de faydalandırılması sağlanmalıdır. 2547 sayılı Kanun’un 33/a ve 55/d maddesi kapsamında çalışan araştırma görevlileri iş güvencesine kavuşturulmalı; doktora eğitimini tamamlayanlar doktor öğretim üyesi, doçent unvanını alanlar doçentlik kadrolarına atanmalıdır. Doçentlik unvanını almasına rağmen doçent kadrolarına atanamayan doçentlere ‘kadrolu doçentler’ için öngörülen ek gösterge oranları uygulanmalı, kadro ihdası yapılmalıdır. Akademisyenlerin daha fazla bilimsel çalışma ve araştırma yapmaları için mali ve sosyal haklarında iyileştirme yapılmalı, idari kadrolarda (genel sekreterlik, daire başkanlığı vs.) görevlendirilme uygulaması kaldırılmalıdır. Üniversitelerde idari personelin yer değiştirmelerinde muvafakat uygulaması yerine üniversiteler arası merkezî atama ve yer değiştirme hakkı verilmelidir. Kamuda görev yapan tüm sözleşmeli personel kadroya geçirilmelidir. Sözleşmelilikten kadroya geçen personelin daha önce geçici veya daimi işçi statüsünde geçen süreleri memuriyet hizmet süresine sayılmalıdır. ÖSYM tarafından tüm yükseköğretim kurumlarını bağlayıcı şekilde her yıl merkezî görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları yapılmalıdır.” dedi.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.