KamuMeb

Binali Yıldırım'dan Enflasyon ve Emekli Maaşı Açıklaması

EMEKLİ - SGK

A Haber’e konuk olan AK Parti Genel Başkan Vekili ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, emekli maaşı ve enflasyon konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

AK Parti Genel Başkan Vekili ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, ''Kovid salgını bütün ayarları bozdu. Enflasyonu bilmeyen ülkeler enflasyon ile yüzleştiler. Bizde de enflasyon hızla artmaya başladı. Çünkü dünyanın ihtiyacı olan miktarda üretim yapılamadı. İhtiyaçlarda bir azalma yok ama üretimde ciddi bir azalma yaşandı. Bir şeyin miktarı az olunca fiyatı arttı. Fiyat artışları enflasyonu enflasyon da fiyat artışlarını körükleyerek geldi. Bunun üzerine terörle mücadele ve Rusya-Ukrayna savaşı sorunları var. Bu 2 ülkeden 45 milyar dolarlık bizim alışverişimiz var. İşte tüm bunlar işleri kötü hale getirdi. Krizleri yönetebilirsiniz ama belirsizliği yönetemezsiniz. Aslında işin özeti budur. Bunun arkasına 6 Şubat depremini koyunca tablo daha da ağırlaştı. 110 milyar dolar bir maliyet ortaya çıktı. Bu ölçekte bir depremle başka bir ülke yüzleşti altında kalırdı. Biz millet ve devlet olarak burada yine farkımızı ortaya koyduk..

Türkiye'nin bütçe büyüklüğü yani milli geliri 1 trilyon 58 milyar dolar. 2023 yılı için gerçekleşecek durum bu. Önümüzdeki sene bu 1 trilyon 200 milyar dolar olabilir. Öyle öngörülüyor. Bu ölçülere göre şu anda 12 bin 310 dolar kişi başına düşüyor. 2024'te de 13 bin dolar kişi başı gelir olacak. Türkiye'nin kuruluşu olan 1923 ile 2002 arası büyüme ortalaması 4,7 iken AK Parti döneminde 2002 ila 2020 arasında büyüme ortalaması 5,4 olarak gerçekleşmiştir. Eğer Türkiye yüzyıl boyunca 4.7 yerine 5.4 büyüseydi milli gelirimiz 2 trilyon doların üzerine çıkıyor. Kişi başına düşen gelirde 25-26 bin dolar olacaktı. Güven ve istikrar tılsımlı 2 kelimedir. Büyümenin anahtarı budur, AK Parti'nin yaptığı da budur. Bu AK Parti'nin kerameti değil milletin AK Parti'ye yüklediği bir misyondur. Enflasyon hükümetimizin 1. önceliğidir. 2024'ün 2. yarısından itibaren kalıcı olarak inecek. enflasyonda düşüşü göreceğiz. Ekonomideki zorlukların farkındayız alım gücü düştü. Orta vadede enflasyon kontrol altına alınacak. Emeklilerimize iyileştirme yapılacağını düşünüyorum..

Ekonomide sıkıntılarımız var. Başkalarında da var diyerek yükü üstümüzden atamayız. Bu zorlukları dünya 2008 ve 2009'da yaşadı bizde teğet geçti. Biz o zaman yaşanan krizi milletimize hissettirmedik. Yüksek enflasyon dengeleri alt üst ediyor. Üreten ürettiğinin üstüne koyup satıyor. Yüksek enflasyonda sabit gelirliler zararlar görüyor. Burada yüksek alanda düşük alanda zarar görüyor. Enflasyon hükümetimizin 1. önceliğidir. Hedefimiz enflasyonun tekrar kontrol edilebilir tek haneli oranlara düşürmektir. Ekonomi yönetimi bunun için çalışıyor ve işinin ehli insanlar. Orta Vadeli Plan var ve şekillendirdiler. Çalışma bitti ve eylülde açıklanacak. Enflasyon ortada vadede kontrol altına alınacak ve tek haneye inecek..

Emekli maaşlarını 2 bin 500'den 7 bin 500'e kadar çıkarmış olsak da yüksek enflasyon karşısında yetersi kaldı. En düşük memur maaşı 2 katına çıktı, asgari ücret 11 bin 400 TL oldu. Burada en düşük emekli maaşı alan vatandaşlarımız zayıf kaldı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan da ipuçlarını verdi. Benim edindiğim bilgilere göre de Meclis açılır açılmaz özellikle emekliler için 7 bin 500 TL alanlar başta olmak üzere bütün emeklilerle ilgili ciddi bir iyileştirme yapılacak..'' dedi.

AK Parti Sivas İl Başkanlığınca bir otelde düzenlenen "Şehir Buluşmaları"na katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli, ''2002 yılındaki savunma sanayii ihracatı toplamı yanlış hatırlamıyorsam 280-300 milyon dolar civarındaydı, bugün 6 milyar doları aştık.

Ahlaki olan, olmayan her türlü yöntemi kullanıyorlar. Bugün yaşadığımız sıkıntıları bu çerçevede düşünmek lazım. Yani elbette deprem 104 milyar dolarlık ilave bir fatura ortaya koydu. Bütçe imkanlarımız olsa da olmasa da böyle bir durumda harcama erteleyemezsiniz. Kesinlikle hemen anında ertesi gün başlamamız gerekiyor ve başladık.

Elbette deprem ve buna benzer görülmeyen harcama artışlarının payı var ama esas itibarıyla bu dönüşümden, bu değişimden kaynaklanıyor.

Amerika biliyorsunuz, Yunanistan'ın Dedeağaç bölgesinde Türkiye sınırına çok büyük bir ordu yerleştirdi, asker yığınağı yaptı. Uçak, tank, bütün lojistik silahlar... Hepsini oraya koydu. Kime karşı diyorsun? 'Rusya'ya karşı' diyor. Hiç alakası yok. Türkiye'ye karşı. Hani bu değişimden rahatsızlıkları söylemiştim, bakın o kadar büyük rahatsızlık var ki Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin toprak bütünlüğünü hedef alan terör örgütlerine, inanılmaz şekilde gözümüzün önünde yardım ediyorlar. Şu ana kadar 35 bin kişilik bir orduyu donatacak silah ve mühimmat desteği sağladılar. Bu, Türkiye'ye tehdittir. Dedeağaç'a böyle bir yığınak yaptı. Sadece onlar mı? Değil, Fransa ve İngiltere de var. Yani Fransa bunu daha açıktan yapıyor.

Her zaman olduğu gibi polisin gözetiminde. Oradaki bir vatandaş yanan Kur'an-ı Kerim'i söndürmek için söndürme tüpünü götürüyor ve polisler anında ona müdahale ediyorlar ve tutukluyorlar. Nerede özgürlük Allah aşkına? Yakma özgürlüğü varsa onu söndürme özgürlüğü de olması gerekmez mi?

Bu dönüşüm, büyük bir dönüşüm. Yani Türkiye herhangi bir ülke değil. Bu trend böyle devam ederse hem uluslararası ekonomide hem uluslararası politikada ve diğer alanlarda bütün dünyanın güç dengesini bozacağını, değiştireceğini öngörüyorlar. Biz daha çok savunma ürünü sattıkça onların satışları ve gelirleri azalacak. Dolayısıyla o müdahaleyi yapıyorlar. Onlar onu yapıyorlar da kendi ülkesinin menfaatini koruyorlar ama onların Türkiye'de sözcülüğünü, avukatlığını yapanlar, yerli gibi görünenler açısından nasıl bir tanımlama yapmak gerekir onu da sizlerin takdirlerine bırakıyorum.

Şu yaşadığımız süreçte başkanlık sisteminin olumlu etkilerini görüyoruz, yaşıyoruz ve milletimizin doğru bir karar verdiğini bir kez daha görüyoruz.

Bir taraftan da hayat devam ediyor. Vatandaşın problemlerini halletmemiz, çözmemiz gerekiyor. Onların çözümü konusunda da bir emeklilerimiz kaldı. Onu da Cumhurbaşkanımız zaten ifade etti; 'En geç yılbaşında onu da halledeceğiz.' Toplumun alt ve orta grubunda bulunan insanlarımızın satın alma güçleri ve refah seviyelerinde bir gerileme yaşamasına kesinlikle müsaade etmiyoruz. Bakın bugün asgari ücret 400 doların üzerinde şu an. Tarihin en yüksek seviyesi. Türkiye'nin hayallerine, hedeflerine ulaşabilmesi için vazgeçemeyeceğimiz somut politikaların biri de büyüme, üretim ve istihdam. Yani 2018 sonrası sıkça önerilen o ekonomik politika, para politikası uygulanmış olsaydı, Türkiye'de bugün işsizlik oranı en az yüzde 15-16 seviyesinde olurdu. Bu da bir sosyal çalkantıyı, kargaşayı beraberinde getirirdi. Enflasyon, 2025-2026'da inşallah istediğimiz seviyeye inecek. 2024 ortalarından itibaren düşme trendine devam edecek. İnşallah 2025'te de Hazine ve Maliye Bakanımızın açıklaması paralelinde söylüyorum, daha erken de olabilir.'' dedi.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.