Öne Çıkanlar Spina Bifida Sözleşmeli Öğretmen öğretmen Tokat sahur vakitleri Sözleşmeli bilişim personeli

Nitelikli Askeri Personel Yetiştiriyoruz

Harp okullarının eğitim sürelerini 4 yıldan 5 yıla çıkartarak, eğitim kapsamını genişleterek ve kalitesini artırarak, Türkiye’nin hedeflerine uygun nitelikli askerî personel yetiştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''Denizcilerimiz Barbaros’un izinde, Akdeniz’de, Ege’de, Karadeniz’de ve kendilerine görev verilen her yerde ülkemizin çıkarlarını korumakta, milletin emanetini en yüksekte tutmaktadır. Aynı şekilde 15 Temmuz ihanetinden en büyük yarayı alan Hava Kuvvetlerimiz de kısa sürede kendini toparlayarak gökyüzündeki hakimiyetimizi pekiştirdiler. Millî Savunma Üniversitemiz bugüne kadar 111 F-16 pilotu yetiştirdi. Hâlihazırda 100’den fazla mezunumuz da pilotluk eğitimlerini tamamlamak üzeredir. Birilerinin sırf ordumuzun insan gücü temin ve eğitim kapasitesine darbe vurmak için çıkardığı fitnelerin nasıl boş olduğunun ispatı işte burada, karşımızdaki manzaradır.

Bizim devlet geleneğimizde ordu, milletin değerleriyle teçhiz edilmiş, devletin temel taşı ve ülkenin bekasının teminatı olan bir kurumdur. Ne zaman ki ordumuz bu vasıflarından uzaklaştırılmışsa işte o vakit bizim için alarm zilleri çalmaya başlamıştır. Osmanlı’nın kara sınıfını oluşturan Yeniçeriler, Bektaşi Ocağı’nda yetişiyor ve yoğruluyordu. Tarihte olduğu gibi bugün de karacılarımız her gazaya besmele, hamdele eşliğinde çıkmakta, ‘Allah Allah’ nidalarıyla düşmanın üzerine yıldırım gibi inmektedir. Bin yılı aşkın süredir ila-yı kelimetullah uğrunda kanlarıyla toprağı sulayan, gül bahçesine girer gibi şehadete yürüyen bir orduya başka türlüsü zaten yakışmazdı. Denizcilerimiz de Akdeniz’i bir Türk gölü hâline getiren namlı reislerimizin izinde, gemilerimizdeki bayrağın üstünde yer alan Kur’an-ı Kerim’in gölgesinde her işlerine ‘Bismillah’ diyerek başlayan cengâverlerdir. Havacılarımız da dünyayı kuş bakışı görmeye imkân veren işleri sayesinde Rabbimizin verdiği nimetlere ve güzelliklere en çok hamdeden sınıf olsa gerektir. Maalesef bir dönem, ordumuzu gücünü aldığı bu kadim köklerinden koparma gayretleri had safhaya çıkmıştı. Kışla camilerinin kapatılması ve asker ailelerine sergilenen ayrımcılık başta olmak üzere bu üzüntü verici gidiş hamdolsun eski Türkiye’nin ruhumuzu yaralayan lekelerinden biri olarak tamamen geçmişte kalmıştır.

Mehmet Akif Ersoy’un ifade ettiği gibi ‘Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Biz böyle yürüdük. Savaşlara böyle yürüdük. Böyle yürüdük ve zaferle hep el ele olduk. Heybeliada’daki tarihî Bahriye Mektebi Camisi’ni de yeniden ayağa kaldırıyoruz. Ne diyor Akif? ‘İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.’ Evet, bizim askerimiz İstiklal Marşımızda en güzel şekliyle ifade edilen iman dolu yüreğiyle tüm zaferlerini kazanmış, vatan topraklarına göz dikenlerin başına balyoz gibi inmiştir.

Şimdiden karası, denizi, havasıyla tüm kuvvetlerimize, tüm ordumuza, tüm askerlerimize ‘Gazanız mübarek olsun.’ diyorum. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından vatan toprakları dört bir yandan paylaşılmaya başlandığında milletimiz topyekûn kıyama kalkmıştır. Mustafa Kemal’in Samsun’da başlayıp, Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla bir üst aşamaya geçen gayretleri, Millî Mücadele ruhunun tüm Anadolu’ya yayılmasını sağlamıştır. Büyük fedakârlıklar ve zorluklarla kurduğumuz yeni ordumuz, 26 Ağustos’ta Kocatepe’de başladığı hücumunu 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Başkomutan Meydan Muharebesi ile kesin bir zafere dönüştürmüştür. Pazartesi günü Kütahya ve Afyon’a giderek, bu büyük zaferin sevincini on binlerce vatandaşımızla birlikte paylaştık.

Harbimizin Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Millî Mücadele’nin tüm gazilerini ve şehitlerini rahmetle yad ediyorum. Malazgirt’te 1000 yıl önce Anadolu’nun kapılarını ebedi vatan olarak bize açan Sultan Alparslan’dan bugüne milletimizin bekası yolunda ter döken, canını feda eden kahramanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Dün de ülkemize ve milletimize karşı husumetini, ipini elinde tuttuğu kuklaları vasıtasıyla sergileyenler vardı. Bugün de aynı yöntemi izleyenler mevcut. Ülkemizin yaklaşık 40 yılına mal olan terör saldırılarında sadece milletimizin değerlerine ve varlığına düşman teröristlerle değil, onları üzerimize salanlarla da mücadele ettik. Ege’de her fırsatta tacizleri ve terbiyesizlikleriyle huzursuzluk çıkartanların sadece maşa olduğunu, asıl mücadeleyi onların gerisindekilerle verdiğini biliyoruz. Doğu Akdeniz’de ülkemizin çıkarlarını baltalamak için kopartılan gürültülerin gerisindeki karın ağrılarının gayet iyi farkındayız. Neredeyse 60 yıldır kapısında bekletildiğimiz Avrupa Birliği’nin bizimle ne demokratik ne ekonomik standartları mukayese edilemeyecek ülkeleri üye yaparken Türkiye’yi dışarıda bırakmasının sebebini de çok iyi biliyoruz.

Dünyanın dört bir yanında ve özellikle de sınırlarımız dibinde teröristlere yağdırılan silahları bize parasıyla satmayanların niyetlerinden hiç şüphesiz haberdarız. Bir asır önce Osmanlı’yı adeta lime lime edenlerin yıkıcı güçlerini, Millî Mücadelemizi yürütür ve Cumhuriyetimizi kurarken diplomasinin inceliklerini kullanarak kendimizden uzak tutmuştuk. Bugün de geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kazandırdığımız altyapının üzerinde 2023 hedeflerimizi gerçekleştiriyor ve 2053 vizyonumuzu oluşturuyorken aynı sabrı sergiliyoruz.

Ülkemizin, tarihinin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımını gerçekleştirip siyasi, ekonomik, askerî, teknolojik her alanda dünyada ilk sıralara çıkma mücadelesi yürüttüğü şu dönemde de benzer heveslerle ortada dolananlar olduğunu görüyoruz. Millî Mücadele’yi nasıl kendi ülkelerine ve milletlerine güvenleri olmayan bu manda sevdalılarına rağmen kazandıysak, bugün de aynı zihniyettekilere rağmen Türkiye’yi hedeflerine ulaştıracağız. Artık biz siyasi ve sosyal fay hatları üzerinden kurgulanan senaryolarla istikameti çizilebilen bir ülke değiliz. Göreve geldiğimizde bizim yerli silahlanmamız yüzde 20 idi. Şimdi yüzde 80 ve artık bu silahlarımızı, mühimmatımızı, her şeyimizi kendimiz yapar hâle geldik. Artık denizlerimizde korvetlerimizle, fırkateynlerimizle dolaşıyoruz. Bunlar bizim kendi ürünlerimiz ama birileri de hâlâ bir yerlerden bir şeyler bekliyor. Biz artık İHA’larımızla varız, SİHA’larımızla varız, Akıncı’larımızla varız, şimdi Gökbey’lerimizle varız ve bütün bu silahlarımızla dünyada bize düşman olanların korkulu belasıyız.

Artık biz dünyadaki hiçbir ülkeye sahip olduğu imkânlar sebebiyle hayranlıkla bakan bir ülke de değiliz. Onlar geçti, onlar tarih oldu. Çünkü artık Türkiye, gerçekleştirdiği atılımlar sayesinde siyasi ve ekonomik olarak özgürleşmiş, kendi menfaatlerini savunabilecek seviyeye gelmiş, kendi hedeflerine kararlılıkla yürüyen bir ülkedir. Elbette hâlâ çözmemiz gereken sorunlarımız var ama hamdolsun bunların da üstesinden gelecek güce, azme, dirayete sahibiz.

Devlet geleneğinin, ordusunun tarihini binlerce yılla ifade eden Türk milleti, dünyanın en zengin medeniyet birikimlerinden birine sahiptir. Son asırlarda çeşitli sebeplerle bu potansiyeli yeteri kadar güçlü şekilde kullanamamamız, gelecekte de böyle devam edeceği anlamına gelmez.

Milletimiz arasında fitne çıkarmaya, birliğimize zarar vermeye, beraberliğimizi bozmaya, kardeşliğimize halel getirmeye çalışanların asıl niyeti ülkemizin 2023 hedefleridir, 2053 vizyonudur. İnşallah bu oyunlara gelmeyecek, bu tuzaklara düşmeyecek, maziden atiye kurduğumuz köprüyü güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Teğmenlerimize, önlerindeki uzun görev sürelerinde başarılar diliyorum. Dost ülkelere gidecek teğmenlerimizden oralardaki kardeşlerimize selamlarımızı iletmelerini istiyoruz.'' dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.