Öne Çıkanlar Zümre ile Eğitim Bölgeleri Yönergeleri Değiştirildi AUZEF Akademik Takvim yüz yüze eğitim Fatma AFYONCU öğretmen

24 Kasım Öğretmenler Günü Anketi Sonuçları

Bu çalışmanın amacı, eğitim çalışanlarının mevcut eğitim sistemi ve uygulamaları hakkında düşüncelerini, yaşanan sorunları ve Hükümetten, Milli Eğitim Bakanından beklentilerini ortaya koymaktır.

Betimsel tarama yönteminin kullanıldığı çalışma, 13261 eğitim çalışanı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler geliştirilen açık ve kapalı uçlu sorulardan oluşan anket formunun elektronik ortamda uygulanması yoluyla elde edilmiştir.

Öğretmenlerin ekonomik sorunlarına ilişkin bulgular

Araştırmaya katılan öğretmenlerin %82,6’sı borcu olduğunu ifade ederken %17,4’ü ise borcu olmadığını belirtmiştir.

Borcu olduğunu ifade eden katılımcıların %36,7’si 100.000’den fazla borcu olduğunu ifade etmiştir. %25,2’si 50.000-100.000 arası, %28,3’ü ise 10.000 ila 50.000 TL arasında borcu olduğunu belirtmiştir.

Öğretmenlerin %79,5’ini son zamlardan sonra ekonomik olarak gıda fiyatlarındaki artışın etkilediği ortaya çıkarken %53,4’ünü akaryakıt harcamaları, %45,3’ünü ise elektrik/doğalgaz maliyetlerinin etkilediği ortaya çıkmıştır.

Öğretmenlerin %41,9’u hafta bir Pazar/market alışverişi yaptığını belirtirken %35,8’i ise haftada birden fazla yaptığını belirtmişlerdir.

Öğretmenlerin %81,60’ı pazar/market alışverişinde fiyatların çok pahalı olduğunu belirtirken %16,90’ı ise pahalı olarak değerlendirmiştir.

Öğretmenlerin %35,9’u aylık gıda masraflarının 2000 TL ve üzerinde olduğunu ifade etmiştir.

Katılımcılara göre fiyat artışlarının nedenlerinden en sık vurgulanan Türk Lirasının değer kaybetmesi olarak ifade edilmiştir. Daha sonra döviz fiyatlarındaki artış, yetersiz yerli üretim ve dışa bağımlılık olarak sıralanmaktadır.

Öğretmenlerin %59,2’si evlerinin kendilerine ait olduğunu belirtirken %33,8’i ise kira olduğunu ifade etmişlerdir.

Kirada oturduğunu ifade eden öğretmenlerin %38,3’ü kiranın maaşının %21 ila %30’u arasında olduğunu, %32,4’ü ise %10-%20 arasında olduğunu belirtmiştir.

Katılımcıların %80’i ek iş yapmadığını belirtirken %20’si ek iş yaptığını belirtmiştir.

Ek iş yaptığını belirten katılımcıların %44,40’ı özel ders verdiğini belirtirken %24,50’si ise tarım ve hayvancılıkla uğraştığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %85,6’sı kripto para ile ilgilenmediğini belirtirken %14,4’ü ilgilendiğini belirtmiştir. 

Kripto para ile ilgilendiğini belirten katılımcıların %78,9’uı maaşlarının yetersizliği nedeniyle ek kaynak aracı olarak gördüğünü, %11,6’sı ise meraktan ilgilendiğini belirtmiştir.

Katılımcıların %39,2’si salgın döneminde alım güçlerinin %31-50 oranında düştüğünü, %37,1’ise %51’den daha fazla düştüğünü belirtmiştir.

Katılımcıların %69,85’i borcu olduğu veya maaşının yetersiz olduğu için salgın döneminde herhangi bir yatırım yapamadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %98,2’si son bir yılda maaşına haciz konulmadığını, %1,8’i ise konulduğunu belirtmiştir.

Yüz yüze eğitim sürecine ilişkin bulgular

Katılımcıların %64,3’ü okullarında karantinaya alınan sınıfın olduğunu, %35,7’si ise karantinaya alınan sınıfın olmadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %36,8’i yüz yüze eğitim başladığından beri okullarında 5 ve üzeri sınıfın karantinaya alındığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %91,7’si karantinaya alınan sınıflarda uzak eğitimin devam ettiğini belirtmiştir.

Katılımcılara göre yüz yüze eğitimde salgın açısından en çok sorun yaşadıkları konunun başında öğrenciler arasındaki fiziksel mesafenin sağlanamaması olarak belirtmişlerdir. Daha sonra temizlik ve güvenlik personelinin yetersizliği, kalabalık sınıflar olarak sıralanmıştır.

Katılımcıların salgının başladığı günden bugüne kadar psikolojik olarak en fazla kaygı ve stres yaşadığı ortaya çıkmıştır. Daha sonra sırasıyla motivasyon kaybı, öğrencilerle iletişimde zorluk ve uykusuzluk/fazla uyku hali gibi sorunlar yaşadıkları ortaya çıkmıştır.

Katılımcılar çocukların okula gidememesi, uzaktan eğitim ve tam kapanmalar nedeniyle öğrencilerde açısından yaşanan sorunlarda en çok vurgulanan öğrenme kayıplarının olması, dikkat ve motivasyon eksikliği ve okula karşı isteksizlik olduğunu vurgulamışlardır.

Katılımcıların %94,75’i aşı yaptırdığını, %5,25’i ise yaptırmadığını belirtmiştir. Aşı yaptırmayan katılımcıların ise %78’i düzenli olarak PCR testi yaptırmadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %38’i okulda öğretmenlere PCR testi denetimi yapıldığını, %35’i ise yapılmadığını belirtmişlerdir.

Katılımcıların %86,8’i yüz yüze eğitim başladığından beri covide yakalanmadığını belirtirken %13,2’si yakalandığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %42,4’ü öğrencilere pilot illerde uygulanan PCR testi uygulamasını desteklediğini belirtirken %31,5’i desteklemediğini ifade etmiştir. 

Öğretmenlerin Mesleki Sorunlarına İlişkin Bulgular

Araştırmaya katılan katılımcılar öğretmenlik mesleğiyle ilgili yaşanılan en olumsuz durum olarak %88,8 oranıyla mesleğin değer görmemesi ve saygınlığını kaybetmesini ifade etmişlerdir.

Daha sonra sırasıyla ücret ve özlük hakları olarak diğer ülkelerdeki meslektaşlarından daha geri olmak ve liyakatsizlik, kadrolaşma olarak ifade edilmiştir.

Katılımcıların %58,4’ü Bakanlık merkez teşkilatında en çok yaşadıkları sorun olarak liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir. %14,4’ü ise hiçbir sorun yaşamadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %52,52’si il/ilçe müdürlüklerinde en çok yaşadıkları sorun olarak liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir. %22,24’ü ise hiçbir sorun yaşamadığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %48,76’sı okullarında hiçbir sorun yaşamadığını ifade ederken %28,65’i ise liyakatsiz yöneticilerinin tutum, davranış ve uygulamaları olarak belirtmişlerdir.

Katılımcıların %93,8’i herhangi bir sendika üyesi olduğunu ifade ederken %6,2’si ise üye olmadığını belirtmiştir.

Katılımcıların %68’i kurumlarında sendikal ayrımcılığa veya siyasi, ideolojik baskı maruz kalmadığını ifade ederken %16’sı kısmen, %16’sı ise maruz kaldığını ifade etmiştir.

Katılımcıların %93,2’si MEB bağlı herhangi bir kadro için mülakat uygulamasının uygulanmasını uygun bulmamaktadır.

Katılımcıların Mülakat uygulamasının uygun olmadığını ifade eden katılımcıların en çok vurguladıkları gerekçe yandaş kayırma yapılması, adaletsiz uygulamaya ve hak gaspına yol açması olarak ifade etmişlerdir.

Katılımcıların %39,2’si proje okullarına yönetici ve öğretmen atamasının nasıl yapılması gerektiği ile ilgili mülakatın olmadığı bir ölçme ve değerlendirme sisteminin olmasını gerektiğini ifade ederken %27,2’si ise MEB öğretmen atama yer değiştirme ve yönetici atama yönetmeliğine bağlı olarak yapılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Katılımcıların %38,6’sı mesleki tükenmişlik yaşadığını ifade ederken %24,5’i yaşamadığını, %36,9’u ise kısmen yaşadığını belirtmiştir.

Mesleki tükenmişlik yaşayan katılımcılar bu durumun nedeni olarak en sık vurguladıkları noktalar maaşların yetersizliği, öğretmene değer verilmemesi ve öğrenci/veli tutum ve davranışları olarak ortaya çıkmıştır.

Öğretmenlerin mesleki imajla ilgili sorunlarına yönelik bulgular

Katılımcıların %69,3’ü öğretmenlik mesleğinin toplum tarafından saygın bir meslek olarak görülmediğini düşünürken %27,4’ü ise kısmen görüldüğünü ifade etmiştir.

Mesleğin toplum tarafından saygın bir meslek olarak kabul edilmediğini düşünen katılımcıların en çok vurguladığı husus siyasilerinin, toplumun ve merkezi eğitim yöneticilerinin tutum ve davranışları olarak ortaya çıkmıştır.

Katılımcıların büyük çoğunluğu mesleğin saygınlığını arttırmanın siyasilerin elinde olduğunu ifade ederken, büyük bir kısmı da merkezi eğitim yöneticilerinin elinde olduğunu vurgulamışlardır.

Katılımcıların %40,8’i öğretmenlerin mesleki imajına katkı sağlamak için MEB’in yapması gereken en önemli hususun öğretmenlik meslek kanunun çıkarılması olduğunu ifade etmişlerdir.

Okullarda şiddet konusuna yönelik bulgular

Katılımcıların %27,7’si meslek hayatlarından en az bir defa şiddete maruz kaldığını ifade ederken %72,3’ü ise herhangi bir şiddete maruz kalmadığını belirtmiştir.

Meslek hayatından en az bir kere şiddete maruz kalmış katılımcılar en çok veliler tarafından şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Daha sonra sırayla il/ilçe okul yöneticisi ve öğrenci tarafından şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir.

Meslek hayatından en az bir kere şiddete maruz kalmış katılımcıların en çok maruz kaldığı şiddet türü ise sözlü şiddet olduğu ortaya çıkmıştır.

Toplu sözleşme görüşmelerine yönelik bulgular

Katılımcıların %81,4’ü toplu sözleşme görüşmelerinde imza atılan ücret artışları beklentilerini karşılama konusunda çok yetersiz kaldığını belirtmişlerdir. %15,5’i beklentilerini karşılamada yetersiz kaldığını ifade ederken %2,6’sı ise kısmen yeterli vurgusunu yapmıştır.

Ücret artışının beklentilerini karşılamadığını ifade eden katılımcıların %39’u bu sorumluluğun yetkili konfederasyonda olduğunu, %33’ü ise Hükümette olduğunu ifade etmişlerdir.

Cumhurbaşkanının 3600 ek gösterge meselesini önümüzdeki yılın sonuna kadar çözüme kavuşturmayı planladıklarını ifade etmesine katılımcıların %20,5’i memnun (çok memnun+memnun) olduğunu ifade ederken %48,7’si memnun olmadığını (memnun değilim+hiç memnun değilim) belirmiştir.

Katılımcıların %92,1’i eş durumu mağduriyeti yaşamadığını ifade ederken %7,9’u yaşadığını belirtmiştir.

Eş mağduriyeti yaşadığını ifade eden katılımcıların %39,5’i bir yıldır ailesinden ayrı yaşadığını belirtirken %24,2’si ise beş yıl ve üzeri ailesinden ayrı yaşadığını vurgulamıştır.

Katılımcıların %94,4’ü öğretmenlik meslek kanunun çıkarılmamasını bir eksiklik olarak görürken %5,6’sı eksiklik olarak görmemektedir.

Katılımcıların öğretmenlik meslek kanunundan en çok beklentileri öğretmenlik mesleğinin itibarını arttırıcı ve mesleğin statüsünün sağlam zemine kavuşturulmasına yönelik düzenlemeler ile öğretmenlerin mali ve sosyal haklarının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler ön plana çıkmaktadır.

Katılımcıların Hükümetten ve Milli Eğitim Bakanından en çok beklentileri öğretmenlik mesleğinin saygınlığının geri kazandırılması, öğretmenlerin ücret sorunlarının çözülmesi, 3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmesi ve öğretmenlik meslek kanunun çıkarılması olarak belirtilmiştir. 

Katılımcıların %42,7’sine göre Türkiye’nin en büyük sorunu ekonomik sorunlar ve işsizlik olarak ifade edilmiştir. Daha sonra sırayla Kadrolaşma ve liyakatsizlik, adalet, eğitim alanında yaşanan sorunlar olarak belirtilmiştir. 

ANKET SONUÇLARI

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.