Öne Çıkanlar Okul Öncesi Özel Eğitim Programı Sağlık Bakanlığı BİLSEM Bireysel Değerlendirme Takvimi 2018 Yılı Nisan Ayı Tebliğler Dergisi Ulusal İstihdam Stratejisi

Okul Öncesi Zorunlu Eğitim Kapsamına Alınmalıdır
Abone Ol

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, "Okul öncesi eğitimde asıl problem 4+4+4 sistemi ile birlikte gelmektedir. Hatırlanacağı gibi 4+4+4 sistemi Ömer Dinçer zamanında geldi. Onun öncesinde hükümetin programında okul öncesinin zorunlu eğitim kapsamına alınması söz konusu idi. Hatta o dönemde bu konuda belli bir başarı elde edilmiş idi. 4+4+4 sistemi gündeme geldiğinde okul öncesi bu sistemden çıkartıldı. Biz sendika olarak o tarihte şunu önermiştik: Öğretmenlerimizin 5 yıllık ilkokul tecrübesi var. Öte yandan  öğretmenlerimiz buna göre yetişmiş, müfredat ve kurumlarımız buna göre şekillenmiş, bu nedenle eğitimin 1+5+3+4 olması önerisini getirdik. Yani ilkokul 5 yıl olarak kalsın, okul öncesini zorunlu eğitim kapsamına alalım, ortaokul 3 yıl, lise ise 4 yıl olsun dedik. Maalesef hükümet kendi hedefleri ile çelişecek şekilde o dönem 4+4+4 sitemini sunarak, okul öncesini zorunlu eğitim kapsamından çıkardı. Gelinen noktada 4 yıl olan ilkokul eğitimi bugünlerde tartışılıyor. Hükümetin de yanlışı gördüğünü, ancak politikamızı çiğnemeyelim anlayışı ile direndiğini düşünüyorum. Milli Eğitim Bakanlığı dahil olmak üzere eğitim fakültesi hocalarımız, eğitime kafa yoran ne kadar paydaş var ise, emin olun ki 5 yıllık ilkokul eğitiminin pedagojik açıdan doğru olduğunu ifade ediyorlar. Okul öncesi zorunlu eğitim kapsamına alınmalıdır. Çünkü bir kısım ailelerimiz okul öncesine çocuklarını gönderiyor, bir kısım velimiz ise göndermiyor. Okul öncesi eğitim alan çocuk ile okul öncesi eğitim almayan çocuğun ilkokul birinci sınıfta hazır bulunuşluk düzeyi aynı değil. Bu aslında çocuklarımıza da haksızlıktır. Dolayısıyla okul öncesi zorunlu eğitim kapsamına alınmalıdır." dedi.

Liyakat ve ehliyete önem verilmediğinde eğitimdeki tahribatın uzun süreceğini kaydeden Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, “Hatırlanacağı gibi 2014 yılında MEB Teşkilat Kanunu değiştirildi ve illerde değerlendirme komisyonu oluşturuldu. Yazılı sınavı kazanan binlerce okul müdürü bu komisyonların gayri ahlaki değerlendirmeleri ile görevden el çektirildi. Yerlerine ise yine mülakat marifeti ile ehliyetten ve liyakatten yoksun bir kısım yandaş getirildi.  2014 yılından sonra mülakat marifeti ile kul hakkı yiyerek iş başına gelen bir takım okul yöneticilerinin sınava girmeden ek bir değerlendirme formu ile bir dört yıl daha görev süresinin uzatılması sağlandı. Okullarımızın sadece yandaş olma sıfatıyla eğitim kurumlarının yöneticilik pozisyonlarını işgal edenlerden kurtarılmasının tek yolu, liyakat ve ehliyetle iş başına gelenlere emanet edilmesidir.

Bakınız; bir okulda okul müdürü yetkin ve donanımlı ise öğretmenler de onun sözüne itibar eder, verimli çalışır. Dolayısıyla eğitimde başarı elde edilir. Ama bir okulda okul müdürü yetkin, donanımlı değil ise, birtakım mensubiyetler üzerinden idareci ise öğretmenleri ve personeli motive edemez. Sayın bakan konuşmalarında; 'Ehil olduğu için Kabe’nin anahtarını gayrimüslime veren medeniyetin mirasçıları olarak kenar  mahalledeki okulumuza okul müdürü atayamıyoruz.' dedi. Bu ibretlik bir durum tespitidir. Şimdi bu tespitin gereğini yapmak gerekir. Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk, Yönetici Atama Yönetmeliği'nde yapmış olduğu birkaç değişiklik ile yazılı sınav ile idareci atamanın önünü açmıştır. Ancak sayın Bakanın MEB’in tüm kademelerinde liyakati esas alan adaletli bir sistemi tavizsiz şekilde hayata geçirmesi lazımdır. 

İki hafta önce yayınlanan Görevde Yükselme Yönetmeliği'nde değişik yapıldı. İlçe Milli Eğitim Müdürü olma şartları değiştirildi.  Buna göre yazılı sınav kazanmış olmak şartı ile iki yıl şube müdürü ya da en az dört yıl okul müdürü olma şartı getirildi. Ancak bir sendika bunu yargıya taşıdı. Bunlar, sınav başarısı ile şube müdürü ya da okul müdürü olanların ilçe müdürü olmasını istemiyor. Neden peki? Çünkü 2014 ve sonrası süreçte atanmış olan birçok okul müdürü o sözde sendikanın talep ve tazyikleri ile atandı. Diyor ki; 'Benden olanların ilçe milli eğitim müdürü olmasının önünü kesemezsiniz.' Bu tablo rehabilite edilmediği sürece eğitimde tahribatın tedavisi çok uzun zaman alır. Eğitimdeki tahribat nesillere yansıyor. Eğitimde diğer alanlardan kat ve  kat özenli olunması gerekiyor." dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.