Öne Çıkanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Hakmar Express yüz yüze eğitim Bunu da Konuşalım öğretmen

Bakan Elvan'ın Asgari Ücret Hassasiyeti

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, "Bir taraftan küresel konjonktürün geleceğe yönelik olası etkilerini değerlendirirken, diğer taraftan güçlü Türkiye inşası için orta ve uzun vadeli bir perspektif anlayışıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Makroekonomik ve finansal istikrarı güçlendirip sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme hedefliyoruz. Bu hedefin gerçekleşmesi için düşük enflasyon ve kur istikrarına önem veriyoruz. Ekonomi politikalarına güveni daha da artırıp ülke risk primimizi düşürmenin, piyasa istikrarını güçlendirmenin, yerli-yabancı tüm yatırımcılar için elverişli bir ortam oluşturmanın gayreti içindeyiz.

Yılın ikinci yarısına ilişkin öncü göstergeler, ılımlı bir yurt içi talebe ve güçlü bir ihracata işaret ediyor. 2021'i yüzde 9'un üzerinde bir büyümeyle kapatmayı öngörüyoruz. Muhtemelen çift haneli bir rakamla da kapatabileceğimizi düşünüyoruz. Ancak bizim için büyümenin dengeli ve sürdürülebilir olması, istihdama olan katkısı ve gelir dağılımı adaletini tesis edici nitelikte olması büyümenin seviyesinden çok daha önemli.

Bu sene için öngördüğümüz yüzde 9'luk büyümeyi, milli gelire oran olarak yüzde 2'nin altında bir cari açıkla gerçekleştireceğiz. Yani yılı, geçmiş eğilimlerin aksine yüksek büyüme ve düşük cari açıkla kapatacağız. Uluslararası emtia ve enerji fiyatları aleyhimize işlese de bu başarılı performansta 4 faktör rol oynuyor. Yapısal cari açığı azaltıcı yatırımlara öncelik veriyoruz. Artan dış talebin de etkisiyle güçlü bir ihracat performansı gösteriyoruz. Altın ithalatına ilişkin aldığımız önlemler, güçlü bir şekilde etkisini ortaya koydu. Turizmde, 2020'ye kıyasla çok daha iyi bir performansa imza attık.

Türkiye dalgalı kur rejimi uygulamaktadır, kurun değeri de piyasada belirlenir. Bir ülkedeki rekabet artışı; verimlilik, yani üretkenlik artışından, inovatif kabiliyetlerinizden, teknolojiyi üretme ve kullanma becerinizden gelir. Verimlilik kazanımlarıyla desteklenmeyen bir büyüme modeli, sürdürülebilir bir model değildir.

Şunu çok net ifade edeyim; Türkiye ekonomisi, kamu maliyesi kaynaklı bir risk yaşamadı, yaşamayacak. Dünyada bütçe açıklarının çift haneleri, borçluluk seviyelerinin ise üçlü haneleri gördüğü bir ortamda biz yine sağlam ve ihtiyatlı kamu maliyesi politikalarımızla ayrıştık. 2021 bütçemizde yüzde 4,3'lük bir bütçe açığı öngörmüştük. Bu yılı yüzde 3,5'in altında bir bütçe açığıyla kapatacağız. Yıl boyunca hedefimizle uyumlu olarak bütçemizi yönetirken, salgınla mücadelede vatandaşlarımızın mağdur olmaması için yüksek gayret gösterdik."

Enflasyonla mücadelede vergi indirimleri ve fiyat ayarlamalarıyla 125 milyar liralık kamu gelirinden vazgeçtik, maliye politikası kararlılığını çok net bir biçimde gösterdik. Bahsettiğim bu tutara doğal gaz ve elektrik alanında verdiğimiz destekler dahil değildir.

Cumhurbaşkanımızın en hassas olduğu hususlardan birisi, vatandaşlarımızın enflasyona ezdirilmemesidir. İlgili bakanlıklarımızla güçlü bir iş birliği içinde çalışıyoruz, asgari ücret başta olmak üzere bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğiz.

Bütçe disiplininde gösterdiğimiz hassasiyet, Hazine'nin finansman ihtiyacını da azalttı. 2021'de 618 milyar lira borçlanma öngörmüştük ama 155 milyar lira daha az borçlanmayla yılı kapatacağız. Aşağı yukarı 463 milyar lirayla yılı kapatacağız. AB tanımlı borç stokumuzun milli gelire oranını düşürüyoruz. Tabii borç stokumuzun düşük olması, elbette başlı başına yeterli değil. Borç stokumuzun yapısını da iyileştirmemiz gerekiyor. Bu amaçla iç piyasada döviz cinsi borçlanmayı bu sene yarı yarıya düşürdük. Aynı zamanda, iç borçlanmanın vadesini de önemli ölçüde uzattık. 2020 yılı içerisinde 29 aya kadar düşen iç borçlanmanın ortalama vadesini 56 aya yükselttik.

2022'de toplam 498 milyar lira tutarında borçlanmayı hedefliyoruz. Piyasa koşullarına bağlı olmakla birlikte önümüzdeki yıl yurt içinde döviz cinsi borçlanma yapmayı planlamıyoruz. Hazinemizin yeşil tahvil olarak da bilinen, sürdürülebilir tahvil ihraçlarına imkan verecek programımızı yakında tamamlamış olacağız.

Ancak son 2 aydır küresel gelişmelerin de etkisiyle finansal piyasalarda dalgalanmalar yaşandı. Merkez Bankası kararı sonrasında piyasa faizlerinde, varlık fiyatlarında, döviz kurunda ve beklentilerde bir hareketliliğe şahit olduk. Ben burada, hiçbir ilgili dinamiğin göz ardı edilemeyeceği kanaatindeyim. Çünkü tüm bu unsurlar, entegre bir şekilde enflasyon görünümünü şekillendiriyor. Gerek küresel konjonktür gerekse yurt içinde enflasyonun seyri temkinli olmayı gerektiriyor. Hepinizin bildiği gibi enflasyon, orta ve uzun vadede bir arz talep sorunudur. Bu bağlamda maliye politikalarımızı, arz yönlü yapısal politikalarla ve verimlilik artışlarına yönelik tedbirlerle desteklemeye devam edeceğiz.

Sektörün 2 konuyu hassasiyetle değerlendirmesini istiyorum. Birincisi, kullandırılacak yeni kredilerin yatırım, üretim, istihdam ve ihracata yönelik olmasını çok önemsiyoruz. Kaynakların tahsisinde bankaların seçici ve odaklı bir yaklaşım içinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Verilen kredinin hangi amaçlarla kullanıldığının takibi şart. İkincisi, bankacılık sektörümüz, teminata dayalı geleneksel kredilendirme yaklaşımının ötesine geçmeli diye düşünüyorum. Risk yönetimine dayalı finansman uygulamalarını yaygınlaştırmak gerekiyor. Bu yönde bir yaklaşım, KOBİ'lerin, start-up'ların yeterli finansal kaynağa ulaşmasında büyük önem taşıyor." dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.