Öne Çıkanlar Sosyal Hizmetler Kanunu ATA AÖF Güz Yarıyılı Bütünleme Sınavı Giriş Belgeleri Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi E fatura Halil Özçelik

Temmuz Ayında Enflasyon Farkları ile Milletimizin Her Kesimini Rahatlatacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''İhracatımızın sadece miktar olarak değil, birim değer itibarıyla yükselmesi ayrıca önemlidir. Bu tablo yüksek katma değerli ürünler ihraç etme hedefimize adım adım yaklaştığımıza işaret ediyor. Türkiye’nin 2022’nin ilk çeyrek büyümesinin yaklaşık yarısını ihracatımız sırtlamış vaziyette. Bu tablo ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla büyütme hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla yürüdüğümüzün ispatıdır. Sağlık kriziyle başlayıp Karadeniz’in kuzeyindeki savaşla güvenlik krizine evrilen, beraberinde siyasi krizi ve küresel ekonomik krizi de tetikleyen bir süreçte bu başarıların elde edilmesi ise hepimiz için kıvanç vericidir. Bu başarıdan dolayı her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu başarıyı daha ileri taşımak için üzerimize düşen sorumluluklar var. Mesela İhracatın Şampiyonları Ödülü’nü vereceğimiz otomotiv firmalarımızdan, yapımına burada başladıkları modellerin üretimini, yeni modelleri devreye aldıktan sonra da sürdürmelerini bekliyorum. Bunun için kendilerine her türlü desteği vereceğimizden şüpheleri olmasın. Yerli otomobilimiz TOGG’un hikâyesi bunun en somut örneğidir.

Eskiler, ‘Oynamaktan maksat, ütmektir’ derler. Bizim kimsenin şahsıyla, meşrebiyle, tarzıyla bir derdimiz yoktur. Bizim tek gayemiz ülkemizin üretimini, istihdamını, ihracatını arttırmaktır. Aksini iddia eden ya 40 yıllık siyaset ve 20 yılı bulan devlet yönetim tarzımızla bizi tanımıyorlar ya da farklı niyetlere sahipler. Cumhurbaşkanlığıyla, bakanlıklarımızla, kurumlarımızla hep birlikte üretim ve ihracat yolunda adım atan herkesin yanındayız, herkesin destekçisiyiz. Siz yeter ki planınızı, projenizi, niyetinizi samimiyetle ortaya koyun, diğer tüm sorunları birlikte çözeriz.

Unutmayın hayalleri olmayanların hedefleri olmaz. Bundan 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk ilan ettiğimizde birileri bize dudak bükerek bakmıştı. Milletimize taahhüdümüz olan hedeflerimizin başlıklarından biri de 500 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmaktı. Yaşadığımız onca hadiseye, maruz kaldığımız onca tehdide, ayağımıza takılan onca çelmelere, önümüze kurulan onca tuzaklara rağmen hedefimizin yarısını hayata geçirdik. Tabii 11 yıl önce bu hedefi belirlerken birilerinin yaptığı gibi, öyle affınıza sığınıyorum işkembe-i kübradan atmıyorduk. Ülkemize ve milletimize olan inancımız yanında elimizde sağlam araçlar, gayet sağlam imkânlar vardı.

Yaklaşık 2,5 yıldır etkili olan küresel sağlık krizi ve ardından gelen güvenlik krizi, dünyadaki üretim ve tedarik merkezlerinin yeniden şekillenmesini zorunlu hâle getirdi. Çin’den Avrupa’ya bütün buralarda, özellikle bu konuda ilk öne çıkan ülke, ülkemiz Türkiye’dir. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizi kurduğumuz güçlü eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, enerji, sanayi, teknoloji altyapısı sayesinde dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üstlerinden biri olma yolunda ilerliyoruz. Mevcut kapasitelerimizi kullanarak artan talepleri karşılama imkânına sahibiz. Kapasitelerimizi hızla arttırma, yeni yatırımlarla katlayarak büyütme imkânı daima elimizin altındadır. Bu yılsonu için belirlediğimiz 250 milyar dolarlık ihracat rakamını fazlasıyla geçeceğimiz anlaşılıyor. Bir başka ifadeyle 2023 hedefimize doğru giderek artan bir hızla yaklaşıyoruz. Rabb’im bu süreçte ülkemizin önüne bir kaza, bela, musibet çıkarmadığı, milletimizi siyasi, sosyal, ekonomik istikrarsızlıklarla imtihan etmediği sürece hedeflerimize ulaşmamızın önünde bir mani görmüyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıma vasiyetini yerine getiren biz olduk. Sadece kendi vatandaşlarına değil, tüm dostlarına güven veren bir Türkiye için çok çalıştık. Buldukları her fırsatta hâlâ kendilerini belli eden Sevr sevdalılarının, manda heveslilerinin ülkeyi teslim alma gayretlerine fırsat vermedik.

Vesayetten darbeye, terör eylemlerinden ekonomik tuzaklara kadar nice oyunları boza boza ülkemizi büyüttük, güçlendirdik, özgürleştirdik.

Sureti haktan gözüküp her seferinde milletimizin ağır bedeller ödemesine yol açan kifayetsizleri tasfiye ede ede şu andaki konuma geldik. Kendi refah ve güvenlikleri haricinde hiçbir şeyi umursamayanların dayatmalarını aşarak ülkemizi büyüttük. Vatan topraklarına gözünü dikenleri eze eze ülkemizi güçlendirdik. Cudi’de ezdik, Gabar’da ezdik, Tendürek’te ezdik, Bestler Deresi’nde ezdik. İnlerine girdik ve gire gire yolumuza devam ediyoruz. Emperyalistlerin tetikçiliğini yapan bölücü terör örgütüne tarihinin en ağır darbelerini indirdik. Suriye’de gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla ülkemizi terör koridoruyla kuşatma girişimlerini boşa çıkardık. ‘Sınırımızın ötesinde ne işimiz var?’ diyenlere de en güzel cevabı ‘Evet, sınırımızın ötesinde bizi rahatsız eden kim olursa olsun oralara da girmeye, gitmeye varız’ dedik.

Terörün siyasi uzantılarıyla da hukuk ve demokrasi içinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Dört vatan evladının ateşinin yüreğimizi yaktığı bir günde bölücü örgütün uzantılarının İstanbul Kadıköy’de ortalığı birbirine katmaları, polisimize saldırmaları, terörist başını öven sloganlar atmaları, provokasyondan öte kalleşliktir, namussuzluktur, kanı bozukluktur. Ben inanıyorum ki milletvekilliği dokunulmazlığı hiç kimseye teröristi övme, güvenlik güçlerine hakaret etme hakkı tanımaz. Dünkü alçaklığın faillerine bunun bedelini yargı önünde muhakkak ödeteceğiz. Kim ne derse desin, hangi çirkefliği yaparsa yapsın Türkiye terörün her türlüsüyle mücadelesini eninde sonunda zafere ulaştıracaktır. Bugün ülkemiz, bölgesindeki ve dünyadaki her gelişime kendi penceresinden bakıyor, kendi menfaatlerine ve hedeflerine göre eğer tavır geliştirebiliyorsa her alanda verdiği işte bu mücadele sayesindedir.

O artık gerilerde kaldı. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, eşit ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış bir Türkiye var. Küresel krizlerle her yüzleşmemizi, siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürecek bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bir süredir yaşadığımız dalgalanmalara da bu anlayışla bakıyoruz.

Biz buna ‘bardağın boş tarafı’ diyelim. Peki, bardağın dolu tarafında ne var? Son 20 yılda 3,5 trilyon dolarlık yatırım yapan, eğitimden sağlığa, sanayiden turizme, konuttan sosyal desteklere her alanda güçlü altyapıya sahip bir ülke var. Yıllık 243 milyar doları yakalayan ihracatçılarımızın başarıları var. Bereketli bir sezona hazırlanan turizmcilerimiz var. Yağışlı geçen bir mevsimin ardından iyi bir hasat dönemi bekleyen üreticilerimiz var. Geçen yılın ocak ayına göre 31,5 milyondan, 34,2 milyona çıkan iş gücümüze karşılık 27,5 milyondan, 30,4 milyona yükselen istihdamımız var. Uluslararası ilişkilerde temin ettiğimiz gelişmeler sayesinde her gün daha da yükselen rakamlarla ülkemize gelen yatırımcılar var. Firmalarımızın ve vatandaşlarımızın döviz, altın, Türk lirası cinsi varlıklarla, gayrimenkul yatırımlarında duran, seviyesini korumakla kalmayıp yükseltmeyi sürdüren birikimleri var. Hepsinden önemlisi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın yaşadığı sarsıntılara rağmen potansiyeline güvenerek, hedeflerine daha sıkı sarılan bir Türkiye var. İşte bu Türkiye, 100 trilyon dolarlık dünya pazarından hak ettiği payı almak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.

Cumhuriyetimizin kuruluşu dışında bu 2 asırda kayda değer bir atılım gösterememiş olmamızın sebebini sadece dışarıda arama kolaycılığına kaçmak bu topluluğa, bizlere yakışmaz. Biz ancak kendi eksiklerimizi ve kendi hatalarımızı bulup bunları düzelterek içine sokulduğumuz kısır döngüden çıkabiliriz.

Son 20 yılda ülkemize kazandırdığımız demokrasi ve kalkınma atılımlarına yaptığımız kuvvetli atıfların sebebi, bizi işte bu fasit daireden çıkartacak fırsatları önümüze sermiş olmasıdır. Artık Türkiye’nin ülkesini yüksek faizle soydurmayacak, istihdamla ayakta tutacak, üretimle geliştirecek, ihracatla ilerletecek, cari fazlayla güçlendirecek bir yola ihtiyacı vardır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Kendi sorunlarını çözmek için kullanmadıkları yol ve yöntemleri bize dayatanların durumu kendi hastalığını iyileştirmek için kullanmadığı ilaçları başkalarına yazan doktorun durumuna benziyor. Cumhuriyetimizin 100. yılına, iktidarımızın 20. yılına dayandığımız bir dönemde bu tezgâha tekrar düşemeyiz, düşmeyeceğiz. Milletimizin yaşadığı geçim zorluğunu, refahında ortaya çıkan azalmayı mutlaka telafi ederek yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla büyümeye dayalı Türkiye ekonomi programını kararlılıkla uygulayacağız. Sizlerin de takip ettiği gibi bu konuda her gün yeni bir adım atıyoruz. İnsanlarımızın döviz ve altın tasarrufu alışkanlıklarını Türk lirasına yönlendirmek için çeşitli alternatifleri devreye alıyoruz. Rasyonel gerekçelerle izah edilemeyecek fiyat artışlarına karşı hukuki ve idari tedbirler geliştiriyoruz.

Bu çerçevede temmuz ayında enflasyon farklarıyla ocak ayında ücretlerdeki yeni düzenlemelerle milletimizin her kesimini daha da rahatlatacağız. Enflasyonun geçtiğimiz aralık ve ocak gerçekleşmeleriyle sırtımıza bindirdiği kamburdan kurtulacağımız 2023 Şubat, Mart aylarından itibaren artık bu sorunları da önemli ölçüde geride bırakmış olacağız. Esasen Rusya-Ukrayna savaşının özellikle enerji fiyatlarında ortaya çıkardığı ağır fatura olmasaydı programımızın meyvelerini içinde bulunduğumuz aydan itibaren toplamayı planlıyorduk. Mücbir sebepler bu tarihin yılbaşı sonrasına kaymasına sebebiyet vermiştir. Ama hedeflerimizden de programımızdan da çalışmalarımızdan da kararlılığımızdan da en küçük bir geri adım atmak yoktur, olmayacaktır. Herkesin hesabını, kitabını, planını, başka birtakım beklentilere değil, buna göre yaparak hareket etmesini özellikle tavsiye ediyorum. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik olarak tökezlemesini bekleyenlerin heveslerini inşallah bu defa da kursaklarında bırakacağız.

Ödediğimiz bedeller, katlandığımız maliyetler, yaşadığımız acılar, elde edeceğimiz sonuçlara fazlasıyla değecektir. Sırf iş insanlarımızın ve milletimizin kafasını karıştırmak, umutlarını törpülemek için karamsarlık pompalayanların derdi asla ülkemiz değildir.

İkinci grup da büyük ölçüde bu ilk gruptakilerin yönlendirmesiyle hareket eden kimi akademisyen, kimi gazeteci, kimi siyasetçi görünümlü tetikçiler bulunuyor. İşin açıkçası bu tetikçileri çok da kale almıyor, çok da adam yerine koymuyoruz. Üçüncü grupta ise çeşitli sebeplerle bize, hükûmetimize, ittifakımıza besledikleri husumetten dolayı ülkenin ve milletin ali çıkarları dâhil her şeye körü körüne saldıranlar yer alıyor. En çok üzüldüğümüz ve en çok uğraştığımız grup da budur. İlk iki grubun en çok istismar ettiği, en çok kullandığı, en çok öne sürdüğü de bu kesimdir. Bu son gruptaki insanlarımızı, sürekli doğruları anlatarak, hakikatleri önlerine getirerek, diğerlerinin yalanlarını ve iftiralarını çürüterek, kendi ülkelerinin, kendi milletlerinin safında yer almaya davet edeceğiz.

Allah’ın yardımı, milletimizin desteği hepimizin çabasıyla ülkemizin demokrasi ve kalkınma mücadelesi kesintisiz devam ediyor. Bugüne kadar yaptıklarımız elbette önemlidir ama asıl müjdeler, asıl kazançlar, asıl sevinçler bundan sonra yapacaklarımızda gizlidir. Geçmişten bugüne yapacağımız hasbi bir muhasebe sözünü ettiğim aydınlık geleceğin muhal olmadığını gösterecektir.

Hatırlarsanız ülke olarak millî gelirimizi 958 milyar dolara kadar çıkarmışken Gezi olaylarıyla başlayıp hâlâ süren çok yönlü saldırılar sebebiyle hedefimizin gerisine düşmüştük. Şayet bu engeller olmasaydı bugün millî gelirde 1,5 trilyon dolar sınırını aşmış olacaktık. Millî gelir sıralamasında Türkiye’nin yükselmesine mani olanlarla hesaplaşmamızı tamamlamadan son nefesimizi vermeyeceğiz. Yine son 20 yılda asgari ücreti enflasyondan arındırılmış hâliyle yüzde 200’e yakın, dolar cinsinden ise yüzde 100’ün üzerinde arttırdık. Aynı şekilde bu tuzaklarla uğraşmasaydık insanlarımızın gelir seviyelerini de bugünküne göre 2 katına çıkarmış olacaktık. Milletimizin işine, aşına, refahına göz dikenlerle de hesaplaşmadan son nefesimizi vermeyeceğiz.

Bunlara en güzel cevabı sanayimizi, özellikle de savunma sanayimizi sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmayıp tüm dostlarımızın ve kardeşlerimizin taleplerine cevap verecek hâle gelerek vereceğiz. Bunlara en güzel cevabı, enerjide yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın düzeyini ihtiyacımızın mümkün olan en fazlasıyla karşılayacak hâle getirerek vereceğiz. Buradan Zonguldak Filyos’a geçiyorum ve doğal gazla ilgili deniz altı bütün boru hatlarının döşenmesiyle ilgili çalışmayı bugün başlatacağız. Bunlara en güzel cevabı eğitim ve sağlık başta olmak üzere her alanda sahip olduğumuz altyapıyı kendi insanlarımıza en iyi hizmetleri sunmanın ötesinde küresel bir kazanç kapısı hâline dönüştürerek vereceğiz. İhracatçılarımızın da bunlara en güzel cevabı 500 milyar dolarlık hedefe bir an önce ulaşıp çıtayı 1 trilyon dolara çıkartarak vereceklerine inanıyorum.'' dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.