Beklenen oldu ve yıllardır özlemini çektiğimiz Ayasofya Cami ibadete açılacak.  1934 yılında Bakanlar Kurulu ile müzeye çevrilen Ayasofya, Danıştay’ın kararı bozmasıyla tekrar halkın bu mabette ibadet etmesinin yolunu açtı. Özellikle Avrupa ve Amerika’nın bu durumdan rahatsız olduğunu demeçlerinden anlıyoruz. Hristiyan âlemi çok şiddetli tepki veriyor olması ne kadar gereksiz ve anlamsız olduğu aşikârken ülkemizde bu gelişmeye karşı çıkan zümrelerin var oluşu içler acısı bir durumdur. Ülkemizde bulunan bu mabedin cami olarak tahsis edilmesi neden bu kadar can sıkıcı olarak görüyor Avrupa ve Amerika derseniz aklınıza gelen ilk söz Hristiyan ruhban kesiminin orta çağdan bugüne kadar gelen öğretilerinden dediğiniz duyar gibiyim. Evet, haklısınız Avrupa’nın yıllardır kiliselerinde yıllardır ruhban kesimi Müslümanlığı nasıl yok edeceğinin planını yapa dursun her türlü fenalığı düşünürken kalkıp kendilerini medeni olarak servis eden siyasetçileri inanın artık komik duruma düşmektedirler. Avrupa’nın göbeğinde Müslüman oldukları için Boşnak katliamı yapılırken sessizce izleyeceksin, Avrupa’nın birçok yerinde Osmanlıdan kalma camileri yıkacaksın ses etmeyeceksin, Arakan da Müslümanları yakarken görmezden geleceksin buna ne denir biliyor musunuz ikiyüzlülük denir. Geçmişten günümüze zaten bunu çok iyi biliyoruz. Orta çağdan günümüze kadar kiliselerdeki ruhban takımı Müslümanlara ve Türklere yapılacak her türlü kötülüğü planlarken bunu siyasetçilerin üzerinden devlet politikaları olarak resmileştiriyorlar. Bunu biliyoruz görüyoruz ve artık sesimizi çıkartıyoruz. Bizler bu görüşü bilip paylaştığımız zaman yobaz, gerici ve benzeri lakaplar alıyoruz maalesef çok sıkıntılı bir durum bu acı olan bu ülkenin ekmeğin yiyen kişilerin ise kalkıp milli ve dini meselelerde hep çatlak ses çıkarmaları bu insanın canını acıtıyor ve üzüyor. 

Aslında baktığımız da Ayasofya’nın tekrar ibadete açılıyor olması Türkiye için çok önemli ve yerinde bir karar oldu. Artık karar alırken kimseye danışmıyor olmamız Amerika’yı ve Avrupa’yı çileden çıkarıyor. Özellikle 1938 yılından sonra dışa bağımlılık artmış ve ülke menfaatleri yerine müttefiklerin istediklerini yapmaya başlamışız. Onlar ne istediyse onu yapık konuşmak veya tartışmaya bile açamadık hep sustuk kafamızı kaldırmaya çalıştığımız da ise darbelerle önümüz kesildi. Türk insanı Üç Yüzyıl hep içine kapanmış tereddütlere kapılmış kendini unutmuş hep korkar bir şekilde yaşadı. Ayasofya’nın ibadete açılması ile artık tam bağımsızlığımızı ilan ettik kendimize geldik bu bir baş kaldırı özüne dönme çıkarlarımız ne diyor ise onu yapma zamanı geldi. Avrupa ve Amerika’nın sıkıntısı her zaman sözünü dinleyen Türkiye’nin artık kendi kararlarını veren bir tarza yönelişidir. Halk artık kaosdan çıkmış bize yapabiliriz bizimde gücümüz yeter düşüncesine gelmiştir. Psikolojik olarak kendini iyi hisseden topluluklar başarıya giderken azimle ve istekle çalışıp sonuca ulaşır. 

Atatürk ile başlayan bağısız bir ülke çalışması ölümüyle sekteye uğramış yerine gelenlerin Avrupa ve Amerika eksenine kayması ile ülkenin bağımsızlığı ve çıkarları müttefiklerin ellerine bırakılmıştı. Ne hazin bir durum Avrupa ve Amerikan siyasetçileri kiliselerdeki ruhban takımından aldığı icazetle güzelim ülkemize hep oyunlar ve tuzaklar kurmuş halkımızı karamsar bir ruh haline sokmalarına sebebiyet vermiştir. 

Ayasofya’nın ibadete açılması hem manevi açıdan hem de maddi açıdan bir reformdur.  Bir ülkenin zincirlerinden kurtulup kendi yönetmenin adıdır. Yıllarca hep güdülendik birileri kızar bunu şöyle yaparsak pasifik kızar ve benzeri birçok söz işittik. Hele ülkemiz içinde bulunan eğitimlerini bizi güdüleyen ülkelerde yapan insanlar hep başımızı ağrıttı onalar şöyle istiyor bunu yapılmalı gibi telkinleri hepimiz gördük yaşadık. Artık durun halk ne istiyor buna kulak verin, bu halkın ekmeğini yiyip sonra kendini üç kuruşa satacaksın yazıklar olsun denir. 

Evet, artık kendi çıkarlarımız doğrultusunda karar verebiliyor olmamız çok güzel bir duygu bunu yaşatan tüm siyasilere teşekkür ederiz. Burada siyasi yaklaşımdan çok bağımsızlığının ispatıdır. Bunun kıymetini bilelim her yaptığımız atılımda hep çatlak ses geldi batıdan çünkü asırlarca hep Hristiyan Ruhbanları siyasetçilerini ve halkını güdülediler. Anlayacağınız ağzınızla iki kuş yakalasanız da Türk ve Müslüman oluşumuzdan dolayı zaten onların gözünde suçluyuz. Ama olsun bizim tarihimize baktığımız da asla bir lekemiz yoktur. Batının tarihi karanlık ve o kadar da barbarlıkla doludur. Her ne kadar günümüzde kendilerini medeni olarak gösterseler de her zaman barbarlığa göz yuman karanlık yanları olduğunu biliyoruz. 

Kanla, gözyaşıyla aldığımız Ayasofya’nın nasıl kullanacağını ne batı nede doğu karar verebilir yalnızca Türk halkı karar verir. Buda günümüz de artık prangalardan kurtulduğumuzun ve tam bağımsız olduğumuzun anlamına gelir. Artık kendimize güvenelim her şeyi başarmaya muktediriz.       

Yasin Erdem

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Turgut Kaçar 3 hafta önce

Ayasofya içimizdeki tüm müslüman görünümlü kalemlerin de aslını çıkarmaya vesile olmuştur. Yazınız da bahsettiklerinize katılmamak mümkün mü?