Yaşama tutunan ve tüm canlıları kendi etrafında şekillendiren insanoğlu dünkü güneşle bugünün çamaşırlarının kurutulamayacağını hiç unutmamıştır. Sürekli yeni bilgiler üretmeye yeni buluşlarla insanın hayatını kolaylaştırmaya ya da zorlaştırmaya devam etmiştir, edecektir. Taş devrinin kapanmasına vesile olan taşın bitmesi değil, kabına sığmayan insanoğlunun demiri, tuncu, bakırı bulması ve işlemesidir.

Bilim; gizil olanı gün yüzüne çıkarmak adına bütün ihtişamıyla en büyük bilinmezlerin peşinden koşturmuştur insanı. Halen beynimizin nasıl çalıştığı, tüm vücudumuzu bir orkestra şefi edasıyla nasıl yönettiği tam anlamıyla bilemiyoruz. Bugün gelinen çağda insanoğlu dünyadaki yaşam alanlarının hemen hemen hepsine ulaşmış, sürecin yönetiminde dümenin başına geçmiştir. Ve böylece yaratıldığı günden itibaren iki tip insan modeli hayatın akışını belirlemiştir. Kabil ve Habil’in tarafında olmak kavramlarıyla bilinen iyi ve kötü her asır yüzleşmeye devam etmiştir. Ve buna dayalı olarak Eşref-i Mahlûk ile Esfel-i Safilin arasında gidip gelen insanların yolculukları başlamıştır. Bize de tarafımızı seçmek kalmıştır. Dünyanın yaşanabilir bir hal alması, adaletin tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün tüm evrene hâkim kılınması arzumuzdur. Bunun içinde iyiliğin temsilcileri olarak kaydımızı güzel olanlar tarafına yazdırmanın derdiyle dertlenmek zorundayız.

Kul sorumlulukları, ilahi kitaplarda bildirilirken de “oku” emri ile taçlandırılmıştır. Burada hedef potansiyelinin zirvesine çıkacak insan modeli oluşturmaktır. Çoklu zekâ kuramı ekseninde her bir insanın yeti ve donanımının olduğu aşikârdır. Tek bir ölçümle insanları sınıflandırmak aslında insana yapılabilecek en büyük kötülüktür.  Zira elin parmak izleri kadar birbirimizden farklıyız. Öğrenme biçimlerimiz, yürüdüğümüz yolların çeşitliliği herkesin öğrenebilir olduğunu göstermiştir. Burada asıl göz ardı edilmemesi gereken bireyin neyi neden ve nasıl öğreneceğidir. Bu sebeple iyiyi ve güzeli kovalayan çocukların, iyiye ve güzele ulaşma yolculuğunda rehberlik çok değerli ve anlamlıdır. Eğitmenlerin, öğretmenlerin, anne ve babaların birinci öncelikleri örnek davranışlar sergileyerek bu yolculuğu taçlandırmaları gerekir. Oku demekle kitap okunmaz, ödevini yap demekle ödevler yapılmaz. Namaz kıl, doğru ol, yalan söyleme, adaletli ol demekle bu güzel hasletler hayat bulmaz. Hâsılı, çocuklar ve tüm paydaşlarınız parmakla gösterdiğiniz yere gitmezler. Sizin gittiğiniz yere giderler. Eğer bir kötülüğü ortadan kaldırmak peşindeyseniz önce iyilik safında yer almalısınız. İyilik safında yer almak içinse önce iyi olmayı, iyiliğin gerektirdiği güzel davranışları söylemek yerine eylemle ortayla koymayı bilmelisiniz, bilmeliyiz.

Hastanede doktoru tartaklayan, okul bahçesinde öğretmenini bıçaklayan, sokak ortasında kadınlara el kaldıran ve dehşet saçan her bir birey zamanında az ya da çok mürekkep yalamıştır. Nasıl oluyor da tüm güzel hasletlerin anlatıldığı okul ikliminden mezun olduktan sonra azgın, sadist, katil bireyler toplumda cirit atabiliyor. Burada tek suç anne baba da mıdır, öğretmen de midir, yöneticiler de mi? Tek başına hiçbir grup ya da birey sorumlu tutulamaz. 35 yaşına gelmiş bir insan hiç düşünmeden trafikte kırmızı ışıkta geçiyorsa, diğer şoförleri taciz ediyorsa, içtiği sigarasının pisliğini yere atıyorsa, gecenin bir yarısı bangır bangır müzik dinliyor, nara atıyorsa, kuyrukta sıra beklemeyip öne geçiyor kaynak yapıyorsa, yol kesiyor haraç alıyorsa, devleti soyuyorsa, hırsızsa, kul hakkını yiyorsa ve bunları da marifetmiş gibi anlatıyorsa sözün hükmünün olmadığı aşikârdır. Bu sebeple gelecek kuşakların sağlıklı bireyler olarak yetiştirilmesinden toplumun bütün fertleri sorumludur. Bireyin eğitimi tek başına işin mihmandarı konumunda olan eğitimcilerin sırtına yüklenemez. Okulda öğretilen tüm güzelliklerin evlerde ve sokaklarda örnek davranışlarla taçlanması gerekir. Bireyin yetiştirilmesi sürecinde ne yazık ki siyasetçilerin, politikacıların, ekran önünde olan tanınmış simaların diline sahip çıkmadığı gözlenmektedir. Şımarık yetiştirilen çocukların anne baba tutumları da ayrı bir aymazlıktır. Anne babaların çocuklarına sorumluluk yüklemeleri, her türlü işini onlar adına yapmamaları gerekir. Kıyamadığınız çocuklara hayat öyle bir kıyar ki, ömür boyu o acıyla kıvranarak yaşarlar. Bu sebeple çocukların yetiştirilmesinde birinci öncül, onların konfor alanlarından uzaklaştırılmasıdır. Bunu yapabilmek için de toplumlar ve toplumun en küçük parçası aileler;  öğretmenlerin eğitime yönelik eylemlerine, işaret ettikleri yola destek vermek zorundadır. Dünkü güneş bugünün çamaşırlarını kurutmaz. Sizin tecrübeleriniz, yeni bir neslin sağlıklı yetişmesi için yeterli değildir. O zaman rehberliği bırakın eğitimciler yapsın. Siyasetçiler, politikacılar, eğitim unsuru dışındaki tüm diğer paydaşlar değil!!! 

Bir devrin kapanmasını arzu edenler öncelikle yeni bir devrin başlaması meşalesini tutuşturmalıdırlar. Bunu da söyleyerek değil eyleme dökerek yapmalıdırlar. Örneklemek gerekirse, varsayalım ki, iyi duvar örüyorsunuz. Peki, hangi duvarın ustasısın, hangi duvarı öreceksin? Bilirseniz Selimiye’nin, bilmezseniz yarım yamalak bahçe duvarının ustası olursunuz. Bilirsen iyiliğin bilmezsen, kötülüğün temsilcisisin demektir. Kendinin öğretmeni olmayan başkasının öğretmeni olamaz. Sen güneş ol yeter! Korkma, ayçiçekleri sana dönecektir. 

Değerli Eğitim liderleri! Taş devrini bitiren taşın bitmesi değil, insanın kabına sığmayan merak duygusunun sınırları aşmasındandır. Rahatınızı bozun, kendinizi zorlayın. Başarısızlıklar yaşayın ama asla iyiliğe giden yoldan dönmeyin. Günlük ya da kısa dönem başarılarınız, çıkarlarınız için itibarınızdan ödün vermeyin. Çünkü itibar çok uzun yılların birikimidir. Gelin hep birlikte taş kalpli insanların işgal ettiği toplumları merhamet ve sevginin olduğu bir dünyanın evlatları yapmaya koyulalım. Ve kendimizi değiştirerek başlayalım her şeye… Dün dünde kaldı cancağazım, bugün yeni şeyler söylemek lazım. Adalet, liyakat, ehliyet, insanlık bitmedi, sadece dumura uğradı. Yeniden filizlendirelim… Kendimizi bilgisayar diliyle inancımızın emirleri doğrultusunda ve muhteşem kültürümüzle yeniden formatlayalım. Ve geçici bir dünya için kalıcı olanı terk etmeyelim. Muhabbetle…

İrfan Ertav
Yazar

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Niyazi Özsoy 1 ay önce

Yüreğinize sağlık İrfan öğretmenim.

Avatar
Tahsin 1 ay önce

Duygularımıza tercüman oldunuz, çok teşekkür ederiz Kıymetli Üstadım.

Avatar
Tahsin KALAYCI 1 ay önce

kaleminize yüreğinize sağlık üstadım

Avatar
İbrahim şahin 1 ay önce

Kalemine yüreğine sağlık müdürüm günümüzün durumunu çok güzel dile getirmişsiniz anlayana

Avatar
Dudu Çeliktaş Cumhuriyet halı 1 ay önce

Kaleminize sağlık İrfan hocam .Her iş ehline verilirse başarı sağlanır ve bu anlamda eksik bir toplumuz malesef bakımını bilmediğimiz bir gül bile kurur.

Avatar
İrfan Ertav 1 ay önce

Teşekkür ederim Niyazi öğretmenim