Öne Çıkanlar memur Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ kadro atama Kadir Gecesi Namazı

Atanamayan Hiçbir Öğretmen Bırakmayacağız

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Aklı kalemden, kalemi ahlaktan, ahlakı ilimden, ilmi imandan ayrı görmek, ayrı düşünmek zannederim çok zor, hatta imkansızdır. Kalemsiz kelam yetim, kelamsız kalem yitiktir. Peygamber Efendimiz bir hadisinde, ilim ve alimleri sevenlere katiyen günah yazılmayacağını buyurmuştur. Bizim inanışımızda, alimin ölümüyle alemin ölümü bir tutulmuştur.

İlim ve hikmet sahibi, alim ve arif şahsiyetli büyüklerimiz tarihin her döneminde milletimizin yüz akları olmuş, Türk-İslam aleminin mümtaz karakterleri olarak anılmışlar ve saygı görmüşlerdir.

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözüyle, “ilim Çin’de de olsa gidip alınız” öğüdü maddi ve manevi temellerimizin nasıl bir iradi ve fikri cevherle zenginleştirildiğinin somut ve yalın göstergesidir. Öğrenmek kalp sefasıdır, öğretmek ise kadir ve kabiliyet sefaretidir.

Ruhu büyük olanların, yaşadığı dönemlere sığmayıp çağlar üstüne sıçrayanların mutlaka rahle-i tedrisinden geçtikleri bir öğretmenleri, bir büyükleri, dağ gibi arkalarında duran bir hocaları vardır ve bu durum kaçınılmaz bir hayat gerçeğidir.

İlk kalemi elimize aldığımızda, ilk harfi beyaz sayfalara yazdığımızda, ilk heceyi okuduğumuzda hayat boyu devam edecek, yaklaştıkça uzaklaşacak, uzaklaştıkça çekim gücünü artıracak bir süreç de başlamış olacaktır.

Nerede durup nerede sonlanacağını Allah’ın bildiği bu fani hayatın en büyük mucizesi akletmek, buna dayanarak öğrenmek, bundan daha da mühimi sabırla öğretmektir. Tarihin mimarı tek tek insanlardan mürekkep milletler, milletlerin ve medeniyetlerin mimarı da öğretmenlerdir. Öğretmen demek dünya demektir.

Takdir edeceğiniz üzere, karamsarlığın ve ümitsizliğin köküyle küstahlığın ve cehaletin kaynağı bir ve aynıdır. Öğretmen ise cehaletin avcısı, ümitlerimizin kamçısı, öğrenme susuzluğumuzun pınarı, kendimizi ve çevremizi tanıma arayışımızın rehber pırıltısıdır.

Biliyoruz ki, eğitim ve öğretim dediğimiz çok boyutlu hayat, satırlar ve sınıflar arasında değil, gönüller arasındadır. Öğretmen de gönülleri buluşturan, geleceğimizin hamurunu yoğuran ön yüzümüz, öncü kaşiflerimizdir.

Öğretmen, gerçekte ona yakın olanları ve öğrencilerini doyuran, teselli eden, ileriye dönük dağınık ve başıboş hareketlerine çeki düzen verip programlayan, seven, sevdiren, güzeli gösteren, iyiyi öğreten, akıl ve ahlak uyumunu temin edip hayatla birleştiren yüksek misyonun unvanıdır.

İnsan ilişkilerinin sevgi ve dayanışmaya dayalı kaynaklarının kuruyup maddi esaslara doğru süratle kaydığı günümüzde, öğretmenlerimizin öğrencilerine yakın ilgi ve alakası bana kalırsa Allah’ın müstesna bir hediyesidir.

Öğretmeni sevmek insanın kendisini sevmesidir. Öğretmen her insana çöldeki memba suyudur. Ruh safiyeti ve derinliği kazanmanın ilk yolu sınıflarda parlayan müşfik ve muhterem aydınlık simalarla mümkündür. Nitekim öğretmenlerimiz ivazsız ve garazsız büyük ruh mimarlarıdır.

Ve onlara karşı kalbimiz minnet hisleriyle doludur. Çözülen Osmanlı İmparatorluğu’ndan dirilen Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişte asıl ve gerçek mihmandar da öğretmenler olmuştur. İnsanın araştırma ve merak alanının sınırı yoktur.

Her insanın iç alem ve medeniyeti başka başkadır. Akla koyulan ambargolar, zihne iliştirilen yaptırımlar eş zamanlı olarak serbest düşünceyi kısıtlamanın yanında insanları da önyargıların kalıplarına hapsetmektedir.

Mutlu ve huzurlu, kaygı ve korkudan sıyrılmış, geçim derdini yenmiş, sosyal ve ekonomik refaha erişmiş bir öğretmen milletimizin en kudretli gücüdür. Bu güç geleceğin koordinatlarını çizecek, gelecek nesilleri yetiştirecektir.

Öğretmenin hayatı, ailesi ve öğrencileri arasında olmak suretiyle en az iki koldan akış halindedir. Bu akışın tıkanması, bu akışta görülen daralmalar ve sorunlar öncelikle yarınlarımızı riske atacaktır.

Bizim gelecekten tasarruf etmeye, geleceği hiçe saymaya, geleceğin üzerine kırmızı kalem çekmeye ne hakkımız, ne haddimiz, ne de yetkimiz vardır. O halde öğretmenlerimize ne yapsak, hangi hakları versek bin defa helal olsun diyorum, bu mücadelede üzerimize ne düşüyorsa yapmanın mertçe sözünü veriyorum.

3 Şubat 2022 tarihinde TBMM’de kabul ettiğimiz, 14 Şubat 2022 tarihinde de Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Öğretmenlik Meslek Kanunu” çok ciddi bir kazanım ve gelişmedir.

15 Ocak 2023 tarihinden başlamak üzere, eğitim ve öğretim tazminatlarının yükselecek olmasının yanı sıra 3600 ek göstergeye de hak sahibi öğretmenlerimiz resmen kavuşacaklardır. Şimdiden hayırlı olsun diyorum.

Öğretmenlerimizin her daim yanında olacağız. Atanamayan hiçbir öğretmen bırakmayacağız. Ücretli, sözleşmeli veya bir başka ad ve tanım altında hiçbir öğretmen kalmamalı, hepsi kadroya geçirilmelidir.

Kanaatimiz ve kararlılığımız budur. Çünkü öğretmenin hayatı Türklüğün yekpare kimliğidir. Kutlu geçmişimizi nurlu bir geleceğe taşıyan, Türk insanının has çizgilerini tek tek tespit edip ortaya çıkartan, çıkmasına doğrudan hizmet eden öğretmenlerimizdir.

Kuşkusuz fedakarlık simgesi olan öğretmenlerimizin haklı taleplerini biliyor ve çözümü için de elimizi taşın altına koymaya hazır olduğumuzu ifade ediyorum. Ancak biz bardağın daha çok dolu tarafına bakıyoruz. Boş kısmının da zamanla el birliğiyle dolacağına inanıyor ve Cumhur İttifakı olarak bunu gerçekleştireceğimizi düşünüyorum.

24 Kasım 1928 tarihinde yayımlanan “Millet Mektepleri Talimatnamesi” gereğince, ülkemizin her köşesinde Millet Mektepleri açılarak, yeni harflerle okuma-yazma seferberliği başlatılmış, Aziz Atatürk de bu çalışmalara "Millet Mektepleri Başöğretmeni” sıfatıyla katılmıştır. Millet Mekteplerinin açılışı ve Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul tarihi olan 24 Kasım günü, 1981 yılından buyana Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Başta görevi başında hain terör saldırıları sonucunda şehit düşen, ayrıca bir sebeple hayatını kaybetmiş bütün öğretmenlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor, çalışan veya emekli tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyor, saygılar sunuyorum.'' dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ''Bu arada zincir marketlerde gün aşırı yapılan zamların toplumsal ve ekonomik huzurumuza tahammülsüzlük olduğu kanaatindeyiz. Ticaret Bakanlığımızın fırsatçıların üzerine kararlılıkla gideceğinden, keyfi ve hatta sinsi bir plan dahilinde fiyat etiketlerini şişirenlerden adli ve idari manada hesap soracağından kuşku duymuyoruz. Vatandaşlarımızın kesesine dokunan kim olursa olsun karşısındayız. Sürekli zam yapan zincir marketlerin FETÖ’yle irtibat ve ilişkisinin titizlikle araştırılması gerektiğine de inanıyoruz. Milletimizin sırtına zam kamburu yerleştirmek isteyenler her yerde bizi karşılarında bulacaktır. Bu açgözlülere müsamaha gösterilmemelidir. Ekmeğimizden çalan, sofralarımızın tadını kaçıran, mutfaklarımıza karabasan gibi çöken kim varsa iki yakasından tutmak devletin asli vazifesidir, bu vazife de bihakkın yerine getirilecektir." dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.