Öne Çıkanlar engelliler emeklilikte yaşa takılanlar öğretmen İşletme Kredisi Sağlık Bakanlığı

Kültür Tarihi Dersi Müfredata Eklenecek

Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, ''Geçen gün ben bir konuşmamda dedim ki 'Ne çektiyse bu ülke yanlış eğitim politikalarından çekti.' ama benim kastım, bu yirmi yılın dışındaki önceki eğitim politikalarıydı. Orada cımbızlamışlar. Sanki son yirmi yılı ben eleştiriyormuşum gibi, daha önceki Millî Eğitim Bakanlarımızın yapmış olduğu işte reform girişimlerini eleştiriyormuşum gibi bir bağlama oturtturmuşlar. Allah'a şükür, bulabildikleri bunlar... Yani sadece bağlam değiştirebilirler ama gerçekleri hiçbir zaman örtemezler.

PISA, biliyorsunuz 15 yaşta Türkçe, matematik ve fen okuryazarlığını ölçüyor. Niye ölçüyor 15 yaşında? Çünkü OECD ülkelerinde zorunlu eğitim yaşı 15'tir. 15'ten sonra eğitime veya iş gücü piyasasına geçtiği zaman neslin hangi becerilere sahip olduğunu ölçmek istiyor. Üç kritik şey var: ana dil, matematik ve fen bilgisi okuryazarlığı... Türkiye sürekli puanını yükseltmiş. Geçmişte haftalarca konuşulan PISA sonuçlarının tartışıldığı dönemler artık geride kaldı çünkü başarı var. Maalesef biz güzellikleri, başarıları kendi toplumumuza, kendi insanımıza yakıştıramadığımız için o başarının tadını çıkartamayız.

6 Ağustos tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın teveccühleriyle Millî Eğitim Bakanlığı görevim başladı. Şu bir yıla o kadar çok güzellik sığdırabildik ki... Bir kere en önemli başarı okulların açık kalabilmesi. Okullar kapalıyken 'Bir buçuk sene içinde dünyada en fazla okul kapatan ülke,  Meksika'yla birlikte Türkiye'dir.' Diyenler, ben okulları açık tutmak için irade gösterdiğim zaman da 'Niye okullar açık kalıyor? Okulların açık kalmaması gerekir.' diye kampanyalar yaptılar. Allah'a şükür, öğretmenlerimiz ve tüm yöneticilerimizle birlikte topluma okulların en güvenli yerleri olduğunu, okulların sadece eğitim yapılan yerler değil, çocukların çok boyutlu olarak yetiştiği yerler olduğunu ve bunun telafisinin başka türlü dijital platformlarla mümkün olmadığını gösterdik.

Eğitimde tüm kademelerde okullaşma oranları yüzde 90'ın üzerine çıkmasına rağmen maalesef okul öncesi eğitimde istenilen noktaya gelmemiştik. Bakın biz kendimizi eleştiriyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı gibi 3 bin  yeni anaokulu, 40 bin yeni ana sınıfı yapmak için 6 Ağustos 2021 yılında yola çıktık. Bakın bir yıl geçti. 1.800 yeni anaokulu, 10 bin yeni ana sınıfını ülkemize kavuşturduk ve 5 yaştaki okullaşma oranları bir sene önce yüzde 78 iken bugün yüzde 93'e ulaştı. Yıl sonuna kadar diğer anaokullarıyla ilgi tüm planlama hazır, bütçeleri hazır, süreç devam ediyor. Hatta bu sayı, 3 binin çok üzerine çıkacak.

3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'nda ciddi bir değişikliğe gittik ve üç değişiklik yaptık. Bakın, bir sene sonraki rakam: 580 bin çırak ve kalfa var sistemde. Hedefimiz, yıl sonuna kadar 1 milyon gencimizi mesleki eğitim merkezleriyle buluşturmak. Hiçbir problem olmadan inşallah 1 milyon rakamına ulaştığımız gibi onun da ötesine inşallah geçeceğiz. Bu adım bu ülkenin geleceği için o kadar kritik bir adım ki... Küçük ve orta ölçekli işletmeler için Türkiye'de çırak sürdürülebilirliğini sağlamak önemli. Artık, Allah'a şükür, bu ülkede çırak bulamıyorum, kalfa bulamıyorum sözü kalmadı.

14 Şubat 2022'de Öğretmenlik Meslek Kanunu yürürlüğe girdi. 60 yıllık bir özlem. Öğretmenlik Meslek Kanunu'yla eğitim sistemindeki öğretmenler ilk kez sadece öğretenler olarak değil, hayat boyu öğrenenler olarak tanımlandı. Kariyer sistemi oluşuyor. Uzman öğretmenlik, başöğretmenlik getirildi.

Allah'a şükür, koyduğumuz hedefleri 1 yıl gibi kısa sürede çok önemli mesafelere getirmiş olmaktan çok mutluluk duyuyorum. Gerçekten tüm çalışma arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

2021 yılı sonu itibarıyla kütüphanesi olmayan bir okulumuz bulunmuyor. Bunu Millî Eğitim Bakanı olarak söylemekten büyük mutluluk duyuyorum. 57 bin 108 okulumuz var. 146 bin binamız var. 18.9 milyon öğrencimiz var. 1.2 milyon öğretmenimiz var. Bu okulların hepsinde kütüphane var.

İsim vermekle yetinmeyelim, bu okulu o insanımıza emanet edelim istedik. İşte, Erhan Afyoncu Hoca'mızın adını okul kütüphanesine vermemizin nedeni bu... İstanbul Atatürk Fen Lisesi, artık Erhan Afyoncu Hoca'mıza emanet...

Atmış olduğumuz her bir adımı birleştirecek olan ama öncelikle okul yöneticilerinden başlayıp öğretmenlerin kültür tarihiyle zenginleşecekleri, düşünecekleri, tefekkür edecekleri bir alan oluşturma bağlamında önemli bir adım atacağız. Onun hazırlıkları da, inşallah, bitmek üzere. O eğitimleri tamamladıktan sonra da müfredatımıza, inşallah, kültür tarihiyle ilgili bir dersimizi de kazandırmış olacağız.'' dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.