Gün geçmiyor, sokakta, parkta, caddede, metroda, otobüslerde hemen hemen her yerde ülkemizin istikbali gençlerimizin olumsuz hareketleri göze batmasın.

Bu gençlerin bir kısmı okul terk gençler iken, bir kısmı da maalesef aktif öğrencidir. Bunların çoğu da eğitimi müşteri mantığıyla düşünen okulların öğrencileridir Bu gençler okullarında kurallara bir şekilde uyduruluyor, ama dışarıda farklı kişiliklere bürünüyorlar.

Özellikle okul yakınlarındaki parklarda kucak kucağa, sarmaş dolaş durumları, adaba mugayir hareketleri; kötü örnek teşkil ediyor, ailelerde endişeye sebep oluyor, çoğu anne baba bu yüzden çocuklarını dışarı çıkartmıyor. Bazı ebeveynler parklardaki bu zorbalara müdahale ederken, çoğu da görmemezlikten geliyor, neme lazım diyerek, yüzünü dolayıp oradan uzaklaşıyor.

Bununla da kalınmıyor, yine parklarda, sokaklarda alkol ve zararlı maddelerin kullanımı sonucunda çıkan kavgalar, çeteleşmeler çevreye korku ve panik havası yaratıyor.

Bu tür olumsuz hareketler görüldüğü zaman herkes birini suçluyor, kimi anne-babayı, kimi okulu, kimi milli eğitimi suçluyor, kimi emniyeti suçluyor. Kimse kendini suçlamıyor.

Hâlbuki önce her ne iş yapıyorsak, görevimizi doğru yapıp yapmadığımızı sorgulasak, belki pek çok olayın önüne geçmiş oluruz.

Anne-baba olarak çocuğumuzun terbiyesini doğru verebilsek, çocuk sokakta da terbiyeli olacaktır, ama çocuğuna gücü yetmeyince hemen çevreyi, okulu suçlayarak, daha doğrusu bahane bularak rahatlıyor.

Öğretmen ya da yönetici, kendini sadece bulunduğu sınıfta veya okulda sorumlu hissediyor. Çocuğun dışarıdaki hareketleri ile” vicdanı elvermese de” bir şey yapamıyor. Çocuğu uyarsa, azarlasa hemen veliyi karşında görüyor, “çocuğumun psikolojisini bozamazsın” diye karşı çıkıyor, sosyal medya ve basın yoluyla da öğretmeni tahkir ediyor. Çocuğuna toz kondurmuyor. Sonuçta öğretmen de,” ne haliniz varsa görün” diyerek ipin ucunu bırakıyor..

 Ama aynı olumsuz hareket kendi çocuğuna yapıldığı zaman veli, yapan öğrencinin en ağır şekilde cezalandırılmasını, hatta şiddet bile kullanılmasını istiyor.

Milli Eğitim Bakanlığı müfredat değişikliği ve yönetmelikleri gözden geçirerek soruna düşünce olarak ilk adımı atmalıdır. Konunun kâğıt üzerinde kalmaması için, uygulayıcıların, diğer paydaşların da sorunu aynı duyarlıkta önemsemesi gerekir. Özellikle kamuoyunun bu konuda hem fikir olması önemlidir.

Sokaktaki, parktaki nahoş olayların üzerine gidecek en önemli devlet kuruluşu ise emniyet güçleridir. Ama yasalar yetersiz olduğu için ifadesi alınan zorbalar hemen bırakılıyor, ceza almadığı için aynı hareketleri yapmaya devam ediyor. Emniyet güçleri de mevcut yasaların yetersiz olduğunu ileri sürüyor. Bu yüzden yasalar güncellenmelidir.

Sonuçta suçlayarak bir yere varmamız mümkün değil, milletimizin direği olan aile ve gençliğimizin bekası için milletçe ortak bir çözüm üretmek gerekir. Bu yüzden; ailenin,

Okulun, emniyetin, sağlığın, adaletin, belediyelerin gençlerin sokaktaki olumsuz hareketleri ile ilgili sorumluluklarının sınırları kalın çizgilerle yeniden çizilmelidir.

Bundan dolayı, konunun hamisi olan aile-sosyal hizmetlerden sorumlu bakanın başkanlığında, milli eğitim,  içişleri, sağlık ve adalet bakanları bir araya gelerek soruna çağa uygun bir çözüm üretmelidirler. Bu gençler gerekiyorsa psikolojik ve kötü alışkanlıklardan kurtulmaları için tedavi edilmelidir.

Kırk yıl öğretmen ve yönetici olarak çalışmış birisi olarak, ülkemin istikbali gençlerimiz için, davet edildiğim takdirde, komisyonlara katkı sunmaya hazırım.

Şemsettin CERAN

Eğitimci-Araştırmacı/Yazar

“Eğitimde Yeniden Yapılanma”, 

“Zorunlu Adalet” Kitapları Yazarı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.