Öne Çıkanlar öğretmen EACEA (Eğitim Görsel İşitsel ve Kültür İcra Ajansı) Kültür ve Turizm Bakanlığı emeklilikte yaşa takılanlar A101 1 Temmuz 2022 Aktüel Ürünler

Barajla Birlikte Psikolojik Bariyer de Kalktı

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, ''Ben şimdiden kendilerini tebrik ediyorum, İnşallah bu sınavı en güzel şekilde halledeceklerdir diye düşünüyorum. Öğrencilerimizden aldığımız ailelerinden aldığımız izlenimler aslında barajın büyük ölçüde psikolojik bariyeri de kaldırdığını gösteriyor. Öğrenciler barajı aynı zamanda psikolojik bariyer olarak görüyor. Baraj niçin kalktı? Barajın aslında kalkmasının çok basit mantığı var. Biz daha fazla sayıda tercih tabanını artırmak, genişletmek istiyoruz. Kalite üniversite kapılarında başlar. Üniversiteye girdikten sonra biz yükseköğretime katılan öğrencilerin kaliteli eğitiminden söz edebiliriz. Gerek TYT gerek AYT... Bu sınavlarda barajların kalkması olumsuz psikolojinin dağılmasına öncelikle yardımcı olacak. İkincisi şu: Çok sayıda öğrencinin kendi içinde rekabet etmesini sağlayacağız. Rekabet artacak. Üçüncü olarak; geçen seneler ve ondan önceki seneler öğrenciler nasıl sınavda başarılı olmuşlarsa bu sene de aynı başarı kriterleri geçerlidir. Bizim yapmaya çalıştığımız şey aslında sınavı daha dinamik hale getirmek. Yani sınavı başarı sıralamasına göre tanzim etmek olmuştur. Ama sınavın içeriğiyle ilgili herhangi bir değişiklik yok. Ne soru kalitesinde ne soru sayısında ne soruların niteliğinde herhangi bir değişiklik yok.

Biraz daha fazla vakit, daha fazla düşünme, daha hızlı düşünürken hata yapmama ihtimaline karşı aslında herkese tanınan bir hak bu. Çok başarılı öğrencilere değil, daha az başarılı öğrencilere de tanınan bir hak. Bu açıdan 30 dakika psikolojik olarak da öğrencilerin motivasyonunu artırdığını gözlemliyoruz. Süresi olan her şey sınavdır.

Bizim derdimiz birazda öğrencileri daha rekabetçi hale getirmektir. Bu bakımdan öğrenciler nezdinde çok olumlu karşılandığını ifade etmem lazım. Yani öğrencileri sınava sokacağız diye onları hataya itmememiz lazım. Doğal akışı içerisinde becerileri, yetenekleri ve sınav vaktini kullanma yetkinlikleri ile biz öğrencilerimizi ölçmek istiyoruz.

Başta çok kıymetli ailelerimize ve çok sevgili müstakbel meslektaşlarım diye hitap ediyorum ben öğrencilerimizin her biri akademisyen adaylarına sesleniyorum: Sınavların soruları ve zorluğu YÖK'ün ya da ÖSYM'nin elinde olan bir husus değil. Bu konuda uzman yıllardır soru hazırlayan bir ekip, bu soruların zorluk kolaylık derecelerini belirliyorlar. Sınav soruları onlar hazırlıyorlar. Dolayısıyla ne YÖK olarak bizlerin sorulara müdahale etme ne de  ÖSYM yönetiminin sorulara bir müdahale etme yetkisi asla yok. Çok açık ve net. Ben de merakla bekliyorum doğrusu.

Paydaşlarımız arasında kalite endişesinin var olması aslında bizim çalışmalarımızı daha çok motive ediyor.

Yani biz paylaşımlarımızdan kaliteyi sürekli bizleri hatırlatılıyor olması bizim de çalışmalarımızda bu konulara daha fazla hassasiyet göstermenizi sebebiyet veriyor. Önce şunu söylemem lazım, önümüzdeki yıllarda yükseköğretime çok daha fazla sayıda bir talebin olacağını öngörüyoruz. Bu sadece Türkiye'ye mahsus değil. Üniversitelerde okuma talebi bütün dünyada görmüş olduğunuz genel bir trend. Sebep: Demografi. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın gerçekten son 15 yıl içerisinde yükseköğretime yönelik olarak ortaya koyduğu vizyon, çaba ve yatırımlar Türkiye'de bilhassa bakın içinde kadın nüfusunun çok daha son 10-15 yılda yükseköğretime ulaşmasına vesile oldu, yardımcı oldu. Eğer bu yatırım 2000'li yılların başında yapılmasaydı biz bugün ciddi bir krizle karşı karşıya kalabilirdik. O açıdan Türkiye'de yükseköğretim yatırımları ve yükseköğretime ulaşma gayreti bütün dünya ile paralel gittiğini söyleyebilirim.

Türkiye'de ben size 10 tane üniversite sayabilirim. Bunlar lisans eğitiminde dünyanın herhangi bir yerinde alabileceğiniz eğitimi veren üniversitelerimiz. Biz 23 üniversiteyi araştırma üniversitesi olarak ilan ettik. Bizim amacımız sıralamalara girmek için strateji üretmek değil. Benim derdim şu, Türkiye'de üniversiteler, üniversite, öğretim elemanları daha kaliteli yayın yapsın, daha çok uluslararası yayın yapsınlar, daha fazla araştırma geliştirme projeleri üretsinler.

Daha fazla uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapalım. Biz o alanlarda performans ortaya koyalım dileyen bizi herhangi bir sıraya koysun, dileyen koymasın.

Türkiye'nin ilk 5'te olması fevkalade önemlidir. Öğrenciler nereden geliyor? 150'yi aşkın ülkeden Türkiye'ye okumaya gelen öğrencimiz var. Papua Yeni Gine'den tutun da Singapur'a Avustralya'ya, Güney Afrika'ya... Neden Türkiye'yi tercih ediyorlar? Son zamanlarda bilhassa Türkiye'nin bütün dünyada popülaritesinin arttığını hepimiz gözlemliyoruz. İkincisi Türkiye uluslararası öğrencilerin beklentilerini karşılayacak programlar üretmeye başlamıştır. Bizim Türkçe'nin yanı sıra İngilizce, Fransızca hatta Almanca lisans düzeyinde programlarımız var.  Dolayısıyla çok sayıda Afrika'dan, Türk dünyasından, uzak doğudan, Japonya'dan öğrencilerimiz var bizim.Sayın Cumhurbaşkanımız bize bir çıta sundu: 500 bine çıkaralım. Planlama ile bunun üzerine gidiyoruz.'' dedi.

Anahtar Kelimeler:
Erol ÖzvarYÖKYKSBaraj
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.