Ülkemizde şu an en çok sorun yaşanan konuların başında kiracı-ev sahibi anlaşmazlıkları gelmektedir. Üstelik bu anlaşmazlıklar her gün çok farklı boyutlara varmakta, kavgalara, cinayetlere kadar uzanmaktadır.

Bunun temelinde yeni kiraların yükselmesine karşın, mevcut kiraların çok düşük kalmasıdır.

Bunu rayına sokmak için, maaş artışları %100-150 artarken, kira artışlarına yasayla getirilen %25’lik sınırlama sorunu daha da içinden çıkılmaz hale getirmesidir.

Davaların ve anlaşmazlıkların mahkemeleri çalışmaz hale getirmesi üzerine ARABULUCUYA gitme zorunluluğu getirildi. Şimdi bu denenecektir. Ama bunun da sorunu çözeceğini düşünmüyorum. Çünkü sorunda uçurum büyüktür. Bir örnek verecek olursak aynı mahallede yeni kiralar 10-15 bin TL’nin üstünde iken, eski kiralar 3 -5 bin TL civarındadır. Kamuoyu kiralardaki artışlarını dile getirirken, kira-maaş arasındaki artan makası göz ardı etmektedir.

Depremin ve fırsatçılığın yarattığı bu sorun, ancak ilk girişte kişinin geliri ile verdiği kira arasındaki oranın, makasın tekrar aynı seviyeye getirilmesi ile mümkün olabilir.

Bunun için bir yasa çıkarılarak şu andaki gelir-kira oranı ilk girişteki gelir-kira oranına eşitlenmeli VE KİRA ARTIŞLARI, MAAŞ ARTIŞLARI ORANINDA SABİTLENMELİDİR.

Yani ilk girişte geliri 3 bin TL olan bir kiracı bin TL kira veriyorsa oranı 1/3 oluyor. Şimdi geliri 10 bin TL iken kirası 2 bin TL oluyorsa oran 1/5 olmaktadır. İşte sorun hem aradaki oranı 1/5’ çıkmasından, hem de komşu evin kirasının yükselmesinden kaynaklanmaktadır.

Şu anda kiracının maaş artışı ile kira oranı fahiş bir şekilde farklıdır. Nasıl ki 5 bin TL’lik bir eve 15 bin TL kira fahiş olarak değerlendiriliyorsa, geliri 15 iken 30 bin lira çıktığında da kira oranı %25’te sınırlı kalması da aynı şekilde değerlendirilmelidir. Ama sadece yüksek kiralar fahiş olarak değerlendirilirken, geliri ile kira oranı arası durum göz ardı getirilmektedir.

  Devlet kiraları sabitlemek yerine, aynı mahallelerdeki kiraları sabitlemelidir. Aynı mahallede bir evde kira 5 bin lira iken komşunun evinin kirası 15 bin lira olmamalıdır .Örneğin Yukarı Mahallede kira 10 bin liradır, şeklinde. Kimse yukarısına verememelidir.

Ayrıca tüm ev sahipleri suçlu olarak görülmektedir. Unutulan şey, çoğu vatandaşların geçimini kira ile sağlıyor olması ve ülkenin yarısına yakınının ev sahibi olmasıdır.

Tüm işçilerin, memurların, asgari ücretlilerin maaşları %100-150 arasında artış gösterirken, kiranın %25 ile sabitlenmesi adil değildir. Ya yiyecek, doğalgaz, giyim, ulaşım vb. Tüm kalemler %25 olarak sabitlenmeli, ya da kiralar ilk girişteki gelir-kira oranına getirilmelidir.

Yani ilk girişte 15 bin geliri olan birisi 5 bin liraya ev tutmuşsa oran 1/3 tür. Kişinin geliri 30 bin lira olmuşsa kira, maaş artışına paralel 7,5 bin lira olmamalı, 10 bin lira olmalıdır.

Çalışanların, işçilerin, memurların, asgari ücretlilerin,  emeklilerin vb. herkesin maaş artış oranı bordrolarla bellidir. Buradan kira oranı kolaylıkla bulunabilir. Diğerleri de mevcut durum düzeltildikten sonra, tefe-tüfe oranı göz önüne alınarak belirlenebilir.

Böylelikle kiracı-ev sahibi arasında kiradan kaynaklanan sorun da kalkmış olur. Şu an toplumsal barışı etkileyen sorun da suhuletle çözülmüş olur.

Şemsettin CERAN
Eğitimci-Araştırmacı-YAZAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.