Sayın Yusuf Tekin, meclisteki bütçe görüşmelerinde bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşması sırasında öfkesini kontrol edemediği kesin... Siyasi atışmaların ve dalaşmaların içine girerek ağzından çıkanları kulağının duymadığını, mevcut konuşma metninin dışına çıktığını söyleyebilirim. Keşke böyle olmasaydı. Sayın Ziya Selçuk'un bir kere bile Yusuf Tekin 'in düştüğü vaziyete düşmediğini anımsatmalıyım. Gelin görün ki Sayın Tekin, mizaç olarak daha sert ve otoriter bir yapıya sahip... Bir bakanın, hele hele bu milli eğitimden sorumlu bir bakansa siyasi konulardan olabildiğince uzak durması, siyasi bir tavır ve söz içinde de olmaması icap eder. Siyaseti bırakalım milletvekilleri ve parti mensupları yapsın. Bir Milli Eğitim Bakanı, hiç o yollara girmemeli. Milli Eğitim Bakanı, yönettiği kurum itibarıyla her eve giriyor. Bu bakımdan onun diğer bakanlara göre daha tarafsız olması elzemdir. Kendisine dönük antipatik algı yaratılmasına mahal, imkan ve fırsat vermemelidir. Mecliste yarattığı kürsü imajını düzeltmesi hem kendisinin hem başında olduğu kurumun hayrına ve faydasına olacaktır. Tüm iç ve dış paydaşların beklentisi bu cihettedir.

Bir kere Yusuf Tekin'in tarikatları STK gibi görmesi, ilerleyen yıllarda önüne konabilir. Yani bir tarikatın ya da cemaatin FETÖ gibi illegaliteye savrulması Yusuf Tekin'in bu konuşmasını hatırlatacak herkese hatta ve hatta sırf bu konuşmasından ötürü kendisi belli kesimlerce suçlanacaktır. Sorumluluğunu yetine getirmemekle, bu yapıların önünü açmakla ve yetkisini kamu yararı için kullanmamakla... Kimsenin Sayın Bozdağ'ın düştüğü duruma düşmesini arzulamıyoruz elbette. Lakin günümüz Türkiye'sinde kimsenin cemaat ve tarikat gibi yapılara kefil olamayacağı tecrübe ile sabit değil midir? Tarihten ders alalım ki tekerrür etmesin. Yoksa her 10 yılda 20 yılda bir Sayın Bozdağ'ın düştüğü duruma birileri düşebilir. Yüz vererek önünü açtığımız ve cesaretlendirdiğimiz tarikat ve cemaat gibi oluşumlar da devlet içinde devlet olma yarışına girebilir. Devlete kafa tutabilir. İnsanların hakkını çiğneyebilir. Kamu güvenliğini tehdit eder noktaya gelebilir. En önemlisi de tepede tutuşulan kavgalar, halkın gariban çocuklarını mağdur edebilir. Devlet, adalete güven ve cesaret vermelidir. Herkesin iyiliği için en doğru yol budur. Diğer yollar herkesi öyle ya da böyle mağdur edecektir. 15 Temmuz sonrasını halk ve devlet görevlileri aklından çıkarmamalıdır. Daha ne olsun...

Sayın Tekin, konuşmasında ne yazık ki tarikatları savunuyormuş gibi bir izlenim verdi. Bunun taşrada yansımaları menfi yönde tezahür edebilir. Mesela nüfuz elde etmek için fırsat kollayanlara ortam hazırlamış olabilir, düne göre daha çok güç vermiş olabilir, dayanak noktası oluşturmuş olabilir. Sayın Tekin onların tezahüratını alıyor da olabilir. Ama bilmelidir ki kendisini durduk yerde bir riskin içine attı. MEB'te yaptıklarını, yapıyor olduklarını ve yapmayı planladıklarını kendi kendine sabote etti. Eğitime damga vurması gerekirken bütçe görüşmelerindeki konuşmasıyla insanların zihinlerinde iz bıraktı. Yani üzülerek söylemeliyim ki eğitimin dışına çıktı artık.

Bir kamu görevlisinin savunacağı iki şey vardır ve bunlar her iş/işlemde esas noktaları yani mihenk taşı olmalıdır : adalet ve kamu yararı. Gerisi fasa fisodur. Adalet ve kamu yararı devre dışı kaldığı an devlete ve millete aidiyet duygusu ölür. Farklı yapılar ve oluşumlar ha bire güç depolar. FETÖ gibi tabii... Depoladıkları güç, devleti külliyen ele geçirme seviyesine geldiği an harekete geçer. Yine FETÖ gibi elbette... Ve 10 ya da 20 yılda bir 15 Temmuzları yaşar bu halk. Ve 15 Temmuzlardan herkes zarar görür. 15 Temmuzların uzun vadede kimseye yararı yoktur.

Sayın Tekin, kimseye kefil olmayınız. Hiçbir yapının yanında durmayınız. Sayın Bozdağ, sizin için bir derstir. Yarınların ne getireceği belli olmuyor zira. Keşke Yusuf Tekin'in konuşmasına Bekir Bozdağ müdahale edebilseydi... Büyük ders olurdu. İbretlik vesika...

Sayın Tekin, terörle mücadele kapsamında terörün adam devşirmemesi için  sizin sorumluluğunuz dahilinde olan devletin kurumlarını ve mekanizmalarını harekete geçiriniz. Devletin görevlilerine teşekkür ediniz. Sayın Cumhurbaşkanı, Türkçe Olimpiyatları'nda teşekkür ettikleri için şu an bin pişman değil mi? El üstünde tutulacak olan, devlettir. En önemlisi de adalet ve kamu yararıdır. Sizin STK dediğiniz, onların tarikat dediği yapıları devlet kurumu gibi savunmaktan ve onların yanında durmaktan vazgeçiniz. Çünkü o yapılar halkın ya da devletin değil, köle oldukları şeyhlerinin yanındadır. FETÖ kocaman ders değil mi? Bu milletin adına iş/işlem yaptığınızı aklınızdan çıkarmayınız. Milleti oluşturan unsurlar ise Türkiye'de yaşayan halklardır. Halk, çeşitlidir. Halk yararını gözetmekten sizi alıkoyar sizdeki bu bakış açısı. Faturası da herkese ağır olur. Lütfen bakışınızı değiştiriniz. Tedbirli ve temkinli olunuz. Müslüman ısırıldığı yerden tekrar ısırılmaz. FETÖ gibi alnı secdeye gidenler de terörist olabiliyor. Şerbetliyiz ve deneyimliyiz.

Saygılarımla...

Yusuf Sevingen

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.